24 Temmuz 2017 Pazartesi

MİDİLLİ MUHALLEBİSİ



            Bu muhallebi benim değişen zevklerimin bir kanıtı benim için. Adı muhallebi ama çoğumuz onu pelte olarak biliyoruz aslında. Biz küçükken anneannem yapardı sık sık bu muhallebiden. Avlusunda her daim olan ıtır yada turunç yaprağı ile aromalandırır üzerine de bol fındık gezdirirdi. Yedi çocuk onlarında üçer beşer çocuklarını sayarsanız bir koloni olurduk bayramda seyranda. Benim en keyifli zamanlarım dı onlar. Tüm kuzenler bir oraya bir buraya koşturur,şimdi ki çocukların yapamadığını yapar ve sokakta oynardık. Yakınlarda bir salyangoz fabrikası vardı. İşler ve yurt dışına gönderirlerdi o salyangozları. Arada firar edenler de olurdu tabii sessiz sessiz fabrikadan. Biz de elimizde bir çubuk peşine düşerdik o hayvanların. Hiçbir zaman öldürmedik onları yada başka hayvanları. Öyle yetiştirilmedik yada çok şükür öyle bir psikolojimiz olmadı. Sadece oynardık o salyangozlarla. Hayvanlarla en önemli temalarım da o günlerde olurdu zaten. Şehirde bulamazdık ki öyle fırsat. Şimdi ki kadar olmasa da yine evler yine sokaklar ama başka başka anılar. Bir ara onları da anlatırım yeri gelirse. Muhallebiden salyangoza nasıl geldiğimi de anlamadım ama toparlıyorum. 
            Evet sülalecek toplandığımızda anneannemin yaptığı tatlılardan biriydi bu. Laf aramızda dememe gerek yok. Hiçbir zaman saklamadım sevmediğimi bu tatlıyı. Pek yemezdim de zaten. Şimdi hatırlıyorum da iştahsız bir çocuktum ben şimdikinin aksine. Neyse dalmayalım yine. Yıllar yıllar sonra ben yaptım bu çok kolay tatlıyı. Ama ben gül suyu ile aromalandırdım ve üzerindeki findığı yağsız tavada biraz döndürdükten sonra hafif döverek servis ettim. 
            İnsanı anılarına götüren üç şey olduğunu okumuştum bir yerden. Birinin tat diğerinin koku olduğuna eminim de diğeri yanılıyorsam bağışlayın ama sesti galiba. Yediğiniz yemekler,aldığınız kokular,duyduğunuz sesler size hep güzel anıları hatırlatsın.




MİDİLLİ MUHALLEBİSİ

MALZEMELER
2/3 su bardağı nişasta
1 su bardağı kavrulmuş fındık yada içi badem
6 su bardağı su
yarım çay bardağı gül suyu
1 su bardağı şeker

YAPILIŞI
Beş su bardağı suyu şekerle kaynatıp, şurup kıvamına getirin. Bu arada nişastayı 1 bardak suda eritin ve kaynamakta olan şuruba katın. İyice koyulaşınca içine gül suyunu ilave edin ve ateşten alıp cam kaplara dökün. (Tarif deki nişastayı 1 su bardağı kullanarak piştikten sonra cam kaplar yerine cam bir tepsiye döküp, soğuduğunda dilimleyerek servis yapabilirsiniz) Ilınınca üstünü fındık yada badem içi ile süsleyin ve buzdolabında soğutup servis yapın. 









17 Haziran 2017 Cumartesi

Baharatlı Yumurta



             Yumurtanın her türlüsünü yiyebilenler denim ben. Ama artık şu çok pişmekten sarısı taş gibi olur da ağzımda leblebi tozu yemiş gibi tüm nemi alan bir yapıya dönüşür ya işte ona hiç gelemem. Rahmetli anneannem, annem küçük kardeşimi dünyaya getirmek için hastaneye yattığında elinde katı haşlanmış yumurta bize yedirebilmek için peşimizde dolanır durur. Biz de kardeşimle yememek için ondan köşe bucak kaçardık. Bir de rafadan olup da böyle jelimsi mi desem sıvı sıvı o beyazı ve sarının üzerinde ki pişmeyen o zar tabakayı yiyemem. Sorun hiçbir zaman yumurtada olmadı, tek sorun onun pişme kıvamı idi. 
      Bir Giritli torunu ve Ege li olarak her şeye yumurta kırıp yemeyi çok severiz biz. Patates,kabak,yabani otlar... Bir süredir yaptığım bu baharatlı yumurta da dolabımda sık sık bulunuyor. Bittikçe kavanoza tekrar hazırlıyorum. Bence Ranazanın son haftasında özellikle sahurda uzun süre tok kalmanıza yardımcı olacaktır. 

BAHARATLI YUMURTA

MALZEMELER

8 katı haşlanmış yumurta
1 yemek kaşığı tane karabiber
1 yemek kaşığı pul biber
1 yemek kaşığı tuz
1 su bardağı sirke
1,5 su bardağı su

YAPILIŞI

Sirke,tuz,su,kırmızı ve karabiberi derin bir kasede karıştırın. Haşladığınız yumurtaları büyükçe bir kavanoza koyun ve üstüne bu karışımı dökün. Bir hafta kadar buzdolabına veya evde serin bir yere kaldırarak dinlendirin ve isterseniz kahvaltıda isterseniz de salatalarınızda kullanın. 

Afiyet olsun







              Ben sabahları bol doğranmış maydanoz üstünde zeytinyağ ve limon ile servis etmeyi yada aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi haşlanmış patates,salamura sardalye ve bol yeşillik ile yumurtaların bir kısmını küçük küpler halinde doğrayarak bir kısmını da üzerinde servis etmeyi seviyorum. Yazın domates,salatalık ve biber ilavesi ile de oldukça lezzetli ve doyurucu olur.






12 Haziran 2017 Pazartesi

ZERDEÇALLI VE SAKIZLI PİLAV YANINDA KEFTEDAKİA



     Uzun süredir takip edenler bilir ben öyle fazla alengirli yemeklerden pek hoşlanmam. Daha dinlerken yada okurken sıkıntı basar beni. Günlük hayatımda da öyleyimdir. Bir işi fazla sündüremem. Ruhum sıkılır. Yaş kemale erdikçe daha da sabırsız olmaya başladım. İşte böyle sıkıntılı ruh durumlarında mutfakta kalma süresi de kısalıyor doğal olarak. Bu tarifler kısa yoldan sonuca ulaşmak için. İlki;


DAMLA SAKIZLI VE ZERDEÇALLI PİLAV

        Bunda bir tarif yok aslında. Klasik olarak yaptığınız pirinç pilavınızın suyunu ekledikten sonra 2 su bardağı pirince 1 dolu çay kaşığı kadar toz zerdeçal ve 1 topak damla sakızını bir tutam tuz ile dövüp toz haline getirdikten sonra pirinçlere ekliyor ve şöyle bir kısacık karıştırıyorsunuz. Sonra kendi hallerinde pişmeye devam edebilirler. Neyse pilav işte bu kadar. İsterseniz pilavı kuşbaşı etlerle,üzerinde şişle veya içinde top köftelerle de servis edebilirsiniz. Zerdeçalı daha az kullanırsanız pilavınızın rengi daha açık bir sarı olacaktır. 

Ve de yemeklerde yararlı olan baharatlara mümkün olduğunca daha fazla yer vermeye çalışıyorum. Bunlardan biri Zerdeçal. Çay olarak kışın tüketilmesinin dışında biz neredeyse artık her pilavda ve çorbada az miktarlarda ilave etmeye çalışıyoruz. Tarifin sonunda zerdeçalın yararlarını ekledim. 


ZERDEÇALIN FAYDALARI
Çok eski yıllardan bu yana şifa kaynağı olarak kullanılmakta olan Zerdeçal, Kolon kanseri, meme kanseri ile cilt kanserinin ve prostat kanserinin önlenmesinde önemli rol oynamaktadır. İçeriğinde yer alan kurkumin ayrıca kansere yakalanan kişilerde kanser hücrelerinin yayılmasını da geciktirmektedir.   İlerleyen yaş ile birlikte gelen bunama ve Alzheimer’a yakalanma riskini büyük oranda azaltmaktadır.  Anti bakteriyel özelliği sayesinde haricen uygulanarak cilt üzerinde ki yaraların tedavi edilmesinde etkilidir. Antioksidan etkisi sayesinde vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Kanı temizleyerek damar tıkanıklığını engeller. Kalp rahatsızlığı riskini azaltır.

Zerdeçalın Kanser Tedavisine Faydaları:Amasız bir hastalık olarak görülen kanserin doğal yollar ile tedavi edilmesi aşamasında ilk akla gelen zerdeçaldır. Kanserli hücreler ile mücadele ederek hücre yenilenmesini hızlı bir şekilde destekleyen zerdeçal prostat kanseri, kolon kanseri, meme kanseri gibi ülkemizde de sık sık görülmekte olan kanser türleri ile mücadele edilmesini sağlayan en etkili ve en doğal yöntemlerden birisidir. (faydalarizararlari.com sitesinden alıntıdır)





İkincisi ve bizim en sevdiğimiz;

KEFTEDAKİA 

MALZEMELER

500 gr dana kıyma
1 orta boy soğan
2 yemek kaşığı zeytinyağ
1/2 su bardak un
1/2 su bardak süt
1 yumurta
bir kaç dal maydanoz
tuz-karabiber

YAPILIŞI

Bir tavada çok ince doğradığınız soğanları hafifçe pembeleşene dek soteleyin. 
Başka bir tavada unu hiç yağsız yakmadan kokusu çıkana dek kavurun. Unun rengini değiştirecek kadar yapmayın bu işlemi. 
Bir büyük kaseye kıymayı,sotelenmiş soğanı,kavrulmuş unu,sütü,yumurtayı,tuz ve biberi ilave ederek iyice yoğurun. 
Karışımı buzdolabına kaldırarak biraz dinlendirin. Yumuşak kıvamlı bir karışım olacak. 
Elinizi ıslatarak ceviz büyüklüğünde parçalar alın ve yuvarlayarak hafifçe bastırın. 
Bir tavada şekil verdiğiniz köfteleri sıvıyağda kızartın. 

Afiyet olsun.














21 Mayıs 2017 Pazar

Pirinç Pudingi (Rizogalo)


           Ramazanın yaklaşmasıyla evlerde de hazırlıklar başlamıştır. Ben de çorbaları, sulu yemekleri hatta arada tüketmek için az şekerli tatlıların tarifleri için defterlerimi karıştırmaya başladım. Sahura nasıl bir şey olur,bu ağır kaçmasın diyerek küçük notlar aldım kendimce. Avrupa ülkelerine seyahate gittiğimizde sık karşılaştığım tatlılardan biri pirinç pudingi. Bizim sütlacın biraz daha koyusu. Daha önce tarifini paylaştığım risottoda kullanılan Arbario pirinci ile yapılıyor çünkü bu pirincin sıvıyı emme kapasitesi daha fazla. Ege nin karşı kıyısında komşu Yunanistan da adı Rizogalo. Oldukça kolay, hafif ve lezzetli bir tatlı. Ben şekerini iyice azalttım ve damla sakızı ekledim. Tarif deki şekeri arttırabilir,damla sakızını eklemeyebilirsiniz. 




RİZOGALO (PİRİNÇ PUDİNGİ)

MALZEMELER
1 su bardağı Arbario pirinci
1/2 su bardağından 1 parmak az toz şeker
1 tarçın çubuğu
1/2 limon kabuğu
8-9 su bardağı süt
1 yumurta
damla sakızı

YAPILIŞI

Sütü bir tencereye alarak içine yarım limonun kabuğunu, tarçın çubuğunu ve toz şekeri ekleyerek kaynatın. kaynamaya başladığında Arbario pirincini hiç yıkamadan sütün içine ekleyin ve orta ateşte sürekli karıştırın. Karışımın kıvamı gitgide koyulaşmaya başlayacak. Damla sakızını havanda bir tutam toz şekerle ezerek toz haline getirin. 1 yumurtanın tamamını bir kasede çatalla iyice çırpın. Karışım koyu bir muhallebi kıvamına geldiğinde sakızı ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Limon kabuğunu ve tarçın çubuğunu içinden çıkarın. Karışımdan kaşıkla yumurtanın üzerine alarak yumurtanın ısısını yavaşça yükseltin bir yandan da sürekli karıştırın. Yumurta karışımı ılındığında tencereye yavaşça dökün ve pudingi hızlıca karıştırmaya  devam edin. Tencerenin altını kapatın. Pirincin sütü tamamen çekmesini beklemeyin çünkü kaselere aldıktan sonra da bu pirinç sıvıyı emmeye devam ettiği için pudinginiz gitgide koyulaşır ve tatlı bir pilava dönüşür. Muhallebiyi kaselere paylaştırdıktan sonra oda ısısına gelene dek bekleyin ve sonra üzerini streçleyerek buzdolabına kaldırın. Tarçınla yada dondurma ile servis edebilirsiniz. 
Afiyet olsun. 















16 Mayıs 2017 Salı

NAR EKŞİLİ VE ZEYTİNYAĞLI İNCİR


Eskiden çalıştığım okulda, öğlen arası yemek yiyecek yer arardık kendimize. Okul şehir merkezine çok yakın ve hemen yakınında lüks villalar olmasına rağmen dışarıda yeme konusunda kısıtlıydı. Esnaf lokantası,pideci,çorbacı,börekçi,pizzacı ne varsa sırayla denerdik. Bir süre sonra tüm bu mekanlar kalitelerini bozmaya yada o lezzetten ödün vermeye başladılar mı biz de yeni mekan arayışlarına başlardık. İşte böyle bir zamanda nasıl ve kimden duyduk bilmiyorum ama yeni nesil bir steak house tarzı mekan öğrendik. 

Öğlen arası dediğime bakmayın hepi topu 45 dakika. Bizim arabayla buralara gitmemiz zaten 10 dakika,dönüş için de bu kadar derseniz kalır bize yemek için 25 dakika. Ne yediğimizi anlardık ne de şöyle bir dinlenebilirdik. Ama o keşifler, o hızlı hızlı saate bakarak geçen zamanlar çok keyifliydi. Neyse işte bu steak house da kuver olarak masaya bir tabakta minik doğranmış kuru incirler,zeytinyağ ve nar ekşisi ile birlikte geldi. Biz sabırsızlıkla yemeğimizi beklerken bir yandan günün değerlendirmeleri yapılır acele birkaç mesele ortaya yatırılırken mide de yemeğe hazırlanırdı bu kuverle. İlk lokma da itiraf etmeliyim böyle bir lezzet beklemiyordum. Bir kaç lokma sonrasında meseleler bırakılıp bunun içinde ne var diye küçük soru ve incelemelere yöneldi. "Ooo iyiymiş","hiç tahmin etmezdim","evde yapmalıyım","kızlar bundan mutlaka tadın" gibi sözler hava da uçmaya başladı. Mekan güzeldi,yediklerimiz güzeldi,bu incir en az onlar kadar güzeldi. Biraz pahallıya da gelse arada bir oraya gitmeye devam ettik. Sonra eşe dosta tavsiye etmeye başladık. Bir süre daha böyle devam etti. Sonra ben o okuldan ayrıldım,o bölgeden uzaklaştım. Bizim o mekan bir alışveriş merkezinde kendisine yeni ve çok büyük bir yer açmış diye duydum. Gel zaman git zaman eşimle bir hafta sonu bizim o küçük mekana uğrayalım dedik. Siparişleri verdik ve bir süre bekledik,bizim incir yok,sipariş geldi lezzetsiz sıradan bir yemek,garsonlar çoluk çocuk olmuş. Dedik ki hayırdır ne oldu buraya? Aldığımız cevap tasarrufa gittik oldu. Yeni yatırımı sebebi ile bazı şeylerden fedakarlık etmişti bizim mekan. Ah dedik içimizden,yazık oldu. 

Şimdi bazen önünden geçtiğimde hala bizim o telaşla daracık zamanlarda neşe ile yediğimiz yemekler ve incir tabağını sıyırışımız aklıma geliyor,gülümsüyorum. 

Ben de bu lezzeti uzun zamandır evde yapıyor ve dolapta tutuyorum. Masaya koymadan bir süre önce çıkarıyorum ki soğuktan hafifçe katılaşan zeytinyağ yine sıvı hale geçsin diye. Aman aman bir tarifi yok ama gerçekten çok lezzetli bir iştah açıcı. 

Kuru incirleri minik küpler halinde doğrayın ve üzerini hafifçe örtecek kadar zeytinyağı ekleyin. En son damak tadınıza göre nar ekşisini hepsinin üstünden gezdirin. İşte bu kadar. 

Dedim ya ben her seferinde uğraşmaktansa bir seferde incirleri doğrayıp bir cam kaba alıyorum ve üzerini örtecek kadar zeytinyağ ve bolca nar ekşisi gezdiriyorum. Bolca diyorum ama çorba da olmasın. Zira isterseniz tabakta ek olarak nar ekşisi eklenebilir. En son hepsini güzelce kaşıkla karıştırıyorum. İncirler birbirinden ayrılsın ve her yerleri yağ ve ekşiye bulansın,içine işlesin diye. Sonra kapağını kapatıp buzdolabına kaldırıyorum. 

İşte bu kadar basit ama gerçekten çok lezzetli. İkram ederken yanında şöyle bir de tazecik ekmek varsa yemeğin pabucunu bile dama atabilir. 










3 Mayıs 2017 Çarşamba

Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur


      Bir yerde okumuştum; " Anima Sana İn Corpore Sano" Latince de "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur " demekmiş. Aslında doğru. Beden çalışmadı mı kafa da duruyor. Ben birebir yaşadım bunu. Depresyonlara girdim,dışarıya çıkmak istemedim. Kendimi eve kapatıp,hareket etmeyip kendimi dinledikçe bin beter oldum. Sinirden herkese sardım. Ama ne zaman sokağa attım kendimi,hareket ettim,sağlıklı beslendim,spora başladım ve bahaneler bulmadan,bırakmadan devam ettim kafamı ancak o zaman topladım. Ne kadar basit aslında değil mi? Ama her zaman üzerinde duramıyor ve vakit ayıramıyoruz. 
      Ve bu başta yazdığım Latince sözün baş harflerini alırsak ASİCS de biz de sadece sporla ilgili olanların bilgisinin olduğu ama tüm dünya da tanınan bir spor malzemeleri markası aslında. Ve bu markanın kuruluş amacı okuduğumda beni çok etkilemişti. 2. dünya savaşı sonrasında agresifleşen, ne yapacağını bilemeyen,sokakta kayıp bir nesil olmak üzere olan Japon gençlerini spora teşvik etmek için hayata gelmiş ASİCS. 
      Sabah işe gitmeden önce uzun uzun kahvaltı yapamadığımdan daha doğrusu sırf kahvaltı yapmak için erken kalkamadığımdan bahsetmiştim. Bu sebepledir ki uzun zaman öğün atladım yada hamur işleri gibi hızlı atıştırmalıklarla karnımı sadece doyurmaya çalıştım. Bir süredir bunların hepsinden vazgeçtim ve neredeyse yeni bir beslenme tarzını oturtmaya çalışıyorum hayatımda. Aşağıda ki Granola tarifi de  benim aslında birçok tariften uyarladığım,biraz da kendime göre değişiklikler ve eklemeler yaptığım bir kahvaltılık yada ara öğün. Yoğurtla veya sütle yiyebilir,kasede üzerine farklı kuru veya taze meyveler ekleyebilir,bal yada pekmezle tatlandırabilirsiniz. 




ŞEKERSİZ GRANOLA

MALZEMELER

5 su bardağı yulaf 
1 su bardağı susam
2 su bardağı iri kıyılmış ceviz,badem veya fındık
1 su bardağı ayçekirdeği içi
1/2 su bardağı hindistan cevizi
1/2 su bardağı kuş üzümü
1/2 su bardağından 1 parmak az pekmez
1/2 su bardağı keten tohumu
2 ekşi elma rendesi
2 çay kaşığı toz tarçın
1 çay kaşığı toz zencefil
1 çay kaşığı toz zerdeçal
3 yemek kaşığı zeytinyağ

YAPILIŞ
Tüm malzemeleri büyük bir kapta iyice karıştırın. Yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine yayın ve üzerini kaşığın tersi ile düzeltin. 150 dereceye ısıtılmış fırında toplamda 45 dakika kadar ama her 15 dakikada bir kaşıkla alt üst edip karşımı karıştırarak tüm malzemelerin kurumasını sağlayın. Bu süre de karşımın rengi hafif bir kahverengiye dönecektir. kuruyan karışımı cam kaplarda buzdolabında muhafaza edin. 
Ekstra kuru meyve eklemek isterseniz fırınlamadan sonra, taze meyveleri de kasede ekleyebilirsiniz. 

Afiyet olsun.
















6 Nisan 2017 Perşembe

AROMALI ŞEKER


Evet yaklaşık 6 aydır hiç rafine şeker tüketmiyorum. Sadece arada bir yüksek kakaolu bitter çikolata ve bazen de az miktarda kurutulmuş meyve. Alıştı sanırım artık vücudum. Kendimi de daha iyi hissediyorum. 
Bu aromalı şeker tarifini gördüğümde ortaya iyi bir şey çıkacağından emindim. Sadece bizim evde tüketilmeyeceğini bildiğim için yarım ölçü denedim ve gelen misafirlerim isterse kahvelerini veya çaylarını bu şekerle ikram ediyorum. Bu aromalı şeker ile tatlılarınıza az miktar ekleyebilir yada kahvenize yepyeni bir tat katabilirsiniz. Ufak ve şık kavanozlarda hazırlayarak arkadaşlarınıza hediye edebilirsiniz. 








TARÇIN VE PORTAKAL AROMALI ŞEKER

1 portakalın kabuğunu ince rende ile rendeleyin. Bir kasede rendelediğiniz kabuğu 250 gr toz şeker ve 2 tatlı kaşığı tarçın ile karıştırın. Kavanoza koyarken içine 1 bütün tarçın kabuğu ekleyin. 

Afiyet olsun. 






Tarif: Jamie





19 Şubat 2017 Pazar

ADAÇAYLI BARBUNYA



Barbunya, tatlı ve kremamsı kıvamı ve lezzeti sebebi ile sofralarımızda zeytinyağlı olarak yeri her zaman hazır olan yemeklerden. Menü hazırlanırken ya taze fasulye yada barbunya listeye yazılır. Bundan şikayetim yok benim. tam tersine çok severim ama bu şekilde pişirmek barbunyaya bambaşka bir kişilik katıyor. Klasik barbunyanın yanında biraz daha favalı bir tarzı var. 

MALZEMELER

500 gr barbunya
4 diş dövülmüş sarımsak
3 adet defne yaprağı
Bir avuç adaçayı
Servis için de zeytinyağ

YAPILIŞI
Barbunyaları tencereye alın ve üzerini 2 parmak geçecek kadar su ekleyin. Sarımsak,defne yaprağı ve adaçayını da tencereye koyun. Kaynamaya başladıktan sonra altını kısıp kapağını kapatın ve 40-50 dakika boyunca kaynatmaya devam edin. Pişen barbunyaların içinden adaçayını çıkarın ve tencerede soğumaya bırakın. Ilıkken servis için tabaklara alın, çıkardığınız adaçayı yapraklarını da ekleyin ve üzerine bolca zeytinyağ gezdirin. Ben küçük bir tavada zeytinyağını iki diş hafifçe ezilmiş sarımsak ve birkaç adaçayı ile harlı olmayan ateşte 1 dakika kadar çevirdim ve tabaktaki barbunyanın üzerine gezdirip karıştırdım.  Afiyet olsun

Not: Barbunya pişirirken kabuklarının sertleşmesini önlemek için tuzunu piştikten sonra ekleyin. 











Kaynak: Jamie
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...