Girit yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Girit yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2015 Salı

En Sevdiğim,Cacıki


Havalar ısındı mı,pilim biter benim. Sanki güneşte eriyecekmişim gibi kaçarım sıcaktan. Yaşlandım sanırım. Yoksa lise yıllarında denize gittiğimizde akşama kadar istakoz gibi kıpkırmızı olurdum güneşlenmekten. Mümkünse evet sıcakta çıkmıyorum ama evde de soğuk,ferahlatan,serin yiyecek yada içeceklerde elim,gözüm. En sevdiğim ve bizde de çok yapılan cacık. Ama bu tarif Ege daha doğrusu adalar ve Giritten. Farkı ne birkaç ufak tefek nokta ama o lezzete katkısı çok. 




CACIKİ

MALZEMELER

2 orta boy salatalık
2 diş sarımsak
3 su bardağı süzme yoğurt
yarım limon kabuğu rendesi
zeytinyağ
1 yemek kaşığı sirke
tuz
fesleğen yada taze nane

YAPILIŞI

Sarımsağı tuz ile iyice ezin. Salatalıkları kabukları ile birlikte rendeleyin. Önce yoğurda sarımsakları ekleyerek çırpın. Çırpılmış yoğurdun içine rendelenmiş sarımsakları, limon kabuğu rendesini,sirkeyi,ince doğranmış fesleğen yada taze naneyi ve zeytinyağını ekleyip iyice karıştırın. Damak tadınıza göre tuzunu ekleyin. Servis sırasında üzerine bir miktar zeytinyağ gezdirerek servis yapabilirsiniz. 
Bu tarifte bizim yaptığımız gibi yoğurt sulandırılmaz ve salatalık soyulmaz. Ek olarak da limon kabuğu ve sirke lezzete lezzet katar. 

Afiyet olsun. 


21 Haziran 2015 Pazar

Tarçınlı Köfte mi?



Evet,evet yanlış duymadınız tarçınlı köfte. Çoktandır yazmayı planladığım ama bir türlü sıra gelmeyen bir tarif oldu. Genellikle Ege kıyılarında ve Ayvalık ta ki restoranların menüsünde bulunan ve oldukça popüler bir lezzet. İki farklı şekilde sunabilirsiniz. İkisi de çok lezzetli. Yapması da zor değil. Tarçın olması size tuhaf gelmesin,yerken çok hafif arkadan gelen bir tat ve rahatsız etmiyor. 

TARÇINLI KÖFTE

MALZEMELER
500 gr dana kıyma
2 rende soğan(suyunu sıkın)
1 dilim ekmek içi
1 yumurta
1 tatlı kaşığı zeytinyağ
tuz,karabiber ve 1/4 çay kaşığı tarçın

YAPILIŞI
Tüm bu malzemeleri bir kapta güzelce yoğurun. Küçük köfteler hazırlayın. Şeklinin bir önemi yok. Yuvarlak veya oval köfteler hazırlayabilirsiniz. 

*1 kuru soğanı ince ince piyazlık doğrayın ve az miktarda zeytinyağında karamelize edin. içine bir tutam toz şeker atın ve bir kaba alın. 





*2 tane patatesi küp küp doğrayın ve sıvı yağda kızartın. Bir kağıt havlu üzerine alarak fazla yağını emdirin. Üzerine dilediğiniz miktarda tuz serpin.
Arkasından köfteleri kızartın ve onları da kağıt havlu serili bir tabağa alın. 





*Bir servis tabağına önce patatesleri,üzerine karamelize edilmiş soğanları ve onun üstüne de kızarttığımız köfteleri yerleştirin. 







*Üzerine sarımsaklı yoğurt gezdirin ve 1 rende domatesi, ezilmiş 2 diş sarımsak,bir tutam toz şeker,tuz karabiber ve 1 yemek kaşığı sirke ile hafif ateşte pişirin. Hafifçe koyulaşıp sos kıvamına geldiğinde servis tabağının en üstüne gezdirin. 



Ama bu kadar seramoni bana fazla derseniz, köfteleri dilediğiniz bir kaba alarak üzerine sadece sarımsaklı yoğurt gezdirerek de servis edebilirsiniz. 

Afiyet olsun. 



16 Eylül 2014 Salı

Değişim Zamanı


 Geçenlerde anneme diyordum "Huyum suyum değişti sanki benim,dikkat dağınıklığım var gibi." Eskiden elimdeki iş bitmeden başka bir işi ne düşünür ne de yapardım. Şimdi aynı anda 3-4 hatta 5 şeyle uğraşabiliyorum. O anda bakarsanız yarım yarım herşey. Ama dönüp yine de bitiriyorum. Sadece daha sabırsızım. İstemediğim anda bırakıyorum. Evde de bir değişim var uzun zamandır. Yeni eşyalar falan değil. Olanları boyuyorum,değiştiriyorum veya odaya girdiğimde artık beni rahatsız eden yada orada olmasını istemediğim şeyleri kaldırıyorum. Yani büyük bir temizlik içindeyim. Hayatımda beni mutsuz eden yada gördüğümde mutlu olmadığım şeyleri kendimden uzaklaştırıyorum. Etrafımdaki insanlar içinde geçerli bu. Etrafımdaki derken mecburen aynı ortamlarda bulunduğumuz bir süre vakit geçirdiğimiz insanları kastediyorum. Tüm enerjimi alan,ortada hiçbir iş yapmadan sürekli söylenerek dolaşan,hep ve herşeyden mutsuz olan ve beni de mutsuz eden,sürekli iğneleyici laflar sarf eden yada ben konuşurken, ağzımdan çıkan her cümleyi acaba daha sonra ben bunu nasıl kullanırım der gibi dinleyen,sürekli taleplerde bulunan ama hiçbir şeye katkısı olmayan insanları ayıklıyorum hayatımdan. Empati kurmaya çalışıyorum. O insanların da zor zamanlarının olabildiğini yada buna sebep olan bazı tecrübelerinin bulunabileceğini düşünüyorum. Evet bu bazı insanlar için olabilir ama çok gözlemledim maalesef kimilerinin de artık içine işlemiş bu davranış tarzı. Bunu ukalalık olarak algılamayın. Zaman zaman herkesin buna ihtiyacı oluyordur diye düşünüyorum. Kimileri o kadar hoşgörülü ve herkese karşı o kadar iyimserler ki tüm olumsuzluklar onları fazla etkilemiyor gibi. Ben o kadar iyimser değilim maalesef.  En büyük zararım kendime. Bu zararı azaltmak için de seviyormuş gibi davranmaktan,zoraki gülümsemelerden artık kurtulmak istiyorum. Aslında aynı şekilde o insanları da zor durumdan kurtarıyorum. Onlar da beni sevmek zorunda değiller. Düşünüyorum da evdeyken diyorum yani iyileşme sürecinde ve kendimi biraz toparlamış ve artık yavaş yavaş birşeylerle uğraşmaya başlamışken; ne kadar pozitiftim. İşe başlayalı 2 hafta oldu. Artık gördüklerim beni daha fazla rahatsız ediyor. Olur olmaz eleştiriler,yapmacık gülümsemeler,ukalalık taslamalar,sürekli hükmetmeye çalışan insanlar,ucuz ucuz övgüler,bu övgüleri duyup hindi gibi kabaran insanlara artık tahammül edemiyorum. Dedikoduların içine dahil olmak istemiyorum. Sürekli başkalarını yargılayan,fikirler yürüten,ahkam kesen insanlar...Benden uzak olsunlar lütfen. Herkesi eleştirmeyi bırakın artık. İşinize bakın. 
Bayram öncesi yapılan dip temel temizlik gibi iyi geliyor bu temizlik de. Ben de bu temizlik sonrası içimi ferahlasın diye bir bardak Girit usulü Kızılcık şerbeti içtim. Nasıl iyi geldi anlatamam. 







GİRİT USULÜ KIZILCIK ŞERBETİ

MALZEMELER

4 lt su
1 kg kızılcık
300 gr şeker
1 adet çubuk tarçın
3 adet karanfil

Tüm malzemeyi geniş bir tencereye koyup iyice kaynatın. Kızılcıklar dağılmaya başlayınca süzüp soğutun ve soğuk servis yapın. 
(Buradaki şeker miktarı tamamen arzuya göre arttırılabilir. Biz az şekerli sevdiğimiz için yeterli geldi.) 











Bu arada yenileme dedim ya. Mutfaktaki sosluğun içine arkadaşım Pelin Pembesi n den aldığım çiçekleri ektim. Tezgahta onları görmek beni mutlu etti. 





Temizlikten sonra bir de hafif ve güzel bir yemek gerek değil mi? O zaman Kabak çiçeği Lalenge harika olur. Aslında aşağıdaki malzemelerin miktarı çiçeklerin büyüklüklerine göre değişir ama ben size tahmini bir ölçü vereceğim. 

KABAK ÇİÇEĞİ LALENGE

MALZEMELER

15 adet kabak çiçeği 
1 su bardağı lor
1/2 su bardağı beyaz peynir
1/2 demet maydanoz
2 diş sarımsak
arzuya göre çok az nane 

ÇİÇEKLERİ BULAMAK İÇİN

1 şişe soda
un
1 yumurta
tuz

İç malzemeleri bir kapta karıştırın. Dikkatli bir şekilde çiçeklerin içindeki göbek kısımlarını şeker maşası ile alıp yıkadıktan sonra tatlı kaşığı ile iç malzemeyi çiçeklerin içine doldurun. Burada doldurmayı çok fazla yapmayın,çiçekler yırtılır. Hepsini doldurduktan sonra tabağa dikkatlice alın. 
Ayrı bir kapta bulamacı hazırlayın ve dolan çiçekleri yavaşça ama her yeri bulanacak şekilde karışıma batırın. Ve kızgın yağda bu çiçekleri kızartın. Kızaran çiçekleri kağıt havlu üzerine alıp fazla yağını süzdürdükten sonra ılık veya sıcak servis yapın. Yanında sarımsaklı yoğurtla muhteşem oluyor. Ben aynı yöntemle bal kabaklarını incecik dilimleyip,sosa batırdıktan sonra kızartıyorum. o da çok lezzetli oluyor. 

Afiyet olsun. 















28 Haziran 2014 Cumartesi

Çeşit,çeşit...


Ara verdim ama yeni tarifler denemeye ve yeni keşfettiğim lezzetleri evde yapıp bloğa koymak üzere notlar almaya ara vermedim. Hani derler ya uzaktaydım ama kalbim oradaydı. Aynen ben de öyle bir durumdaydım. 7/24 online kalabilen ;bak hastanedeyim,yatıyorum kalkıyorum demeyi sevmediğim için facebook ve instagramdan da uzak kaldım ama dinlenirken instagram vakit geçirmeme yardımcı oldu. Hiçbir yere kıpırdayamadığım için Alaçatı,Paris,Roma ve bizim küçük kasabamızdan mütevazi ve arşivlik fotoğraflarla idare ettiler takipçilerim . Doktor ;"Tamam artık vur kendini sokaklara" der demez bu arayı telafi etmeye çalışacağımdan şüpheniz olmasın. Tabii kısmet olursa. 
Neyse gelelim tariflere. Yaprak sarma Girit usulü. Farkı ne derseniz; içine konan kabak rendesi ve tahin. Ne kabak nede tahin ağızda garip bir tat bırakmıyor. Hoş bir aroması var. Birgün değişik bir lezzet denemek,iftarda veya sahurda hafif lezzetler sunmak isterseniz iyi gider. Bu sarma ameliyattan çok önce yapılmış ve bloğa koymak için fotoğraflanmıştı. Kalem kalem değiller ama benden de kalem kalem sarma beklenmemeli zaten. 





GİRİT USULÜ YAPRAK SARMA
MALZEMELER 
300 gr asma yaprağı
Yarım demet doğranmış maydanoz
2 kuru soğan
1 yemek kaşığı kıyılmış taze nane
2 küçük yeşil kabak
2 domates
1 tk kekik
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı karabiber
Yarım su bardağı tahin
1,5 su bardağı pirinç
2 patates
Yarım çay bardağı zeytinyağ

YAPILIŞI
Küp doğranan soğanları 2 kaşık zeytinyağında soteleyin. Ve soğumaya bırakın. Kabakları rendeleyin. Domatesleri küçük küpler halinde doğrayın. Bir kaba kabak,domates,nane,maydanoz,soğan,kekik,kimyon,karabiber,pirinç ve tahini ekleyerek iyice karıştırın. Yaprakların içerisine hazırladığınız dolma içlerini sarın. Patatesleri yarım santim kadar kalınlıkta dilimleyip kullanacağınız tencerenin dibine dizin. Üzerine sardığınız dolmaları yerleştirin. 1,5 su bardağı su ve kalan zeytinyağını da ekleyip sarmaların üzerine gezdirin. Sarmaların üzerini bir ağırlıkla kapatıp 25-30 dakika kadar kısık ateşte pişirin. Ilık veya soğuk servis yapın.  


Diğer bir lezzet Tebbule veya daha çok bilinen adı ile Tabbule. Tam yazlık bir tat. Beni tek uğraştıran kısmı yeşillikleri temizlemek,ayıklamak ve doğramak. Bu aralar o kadar sık yaptım ki bir süre yeşillik görmesem olur. Tebbule bir Lübnan mezesi. Bizim kısıra benziyor ama uzaktan. Nanenin verdiği ferahlık ve ekşi ile insanın içini serinletiyor sanki. 




TEBBULE VEYA TABBULE

MALZEMELER
3 domates
3 yeşil soğan
3 demet maydanoz
1 demet nane
2 yemek kaşığı ince bulgur
3 limon
zeytinyağ,tuz 

YAPILIŞI 
Yeşillikleri yıkayıp iyice kuruttuktan sonra ince ince doğrayın. Domatesleri de küçük küpler halinde kesin. İnce bulguru bir salata kasesine alın ve üzerine doğradığınız maydanoz,soğan ve domatesleri ilave edin. Naneyi en son eklemek gerekiyor çünkü diğer yeşilliklerle beraber beklerken salatanın rengini karartıyor. Zeytinyağ,limon suyu ve tuzu da ekledikten sonra naneleri ilave edip salatayı iyice karıştırın. Servise hazır. 
İnsanın yedikçe içini ferahlatan ve doyurucu bir lezzet. İnternette farklı tabbule tarifleri bulacaksınız ama hepsinde de bulgur oranı buna göre fazla. Tabbule bir çeşit kısır değil,benzer noktaları var ama değil. Bu salatanın özelliği bol yeşillik. Arada kaşığınıza bulgur gelecek. Eğer daha da doyurucu olsun,miktarı da arttırmış olayım diye düşünürseniz asıl lezzetten uzaklaşırsınız bence. Tercih sizin. Bekletmeden servis yapın ki yeşillikler sönmesin. Eğer salatayı önceden hazırlayacaksanız naneyi ve sosunu dökmeden üzerini streçleyip kenarda bekletin. Servisten hemen önce sos ve naneyi ilave ederek servise hazır hale getirebilirsiniz. 
Afiyet olsun.


Lezzetli yemeklerden sonra mutlaka iyi bir tatlı olmalıdır değil mi? Bu aralar favorim tabii ki birçok kişinin olduğu gibi mevsim meyveleri ile yapılan hafif tatlılar. Tart yapabilirim dedim. Çilek ideal olur. Kenarlardan akmasını engellemek için ortaya doğru biraz kıvırırsak al sana Galette. Biraz pudra şekeri,yanına vanilyalı bir top dondurma...Yeme de yanında yat. Yapımı kolay. İsterseniz hamuru önceden hazırlayıp buzlukta veya buzdolabında saklayabilirsiniz. Yada güzel,tatlı bir şeftali ile deneyebilirsiniz. Tek dikkat etmeniz gereken kısım tüm tart hamurları gibi yağın içinde erimesine izin vermemek. Bu sıcak yaz günlerinde biraz zor. Ama çözüm hamuru fazla mıncıklamamak ve sık sık buzdolabında soğutmak. Neyse hamurun tarifi Cafe Fernando nun ilk yemek kitabından. (Pardon! Kitap değil ansiklopedi.) Her tarif özenle,anlaşılır ve resimlerle anlatılmış. 




TART HAMURU

MALZEMELER
150 gr soğuk tereyağ
80 gr buz gibi soğuk su
1 tatlı kaşığı elma sirkesi
1+2/3 su bardağı (233 gr )un
1 yemek kaşığı toz şeker
1/2 tatlı kaşığı tuz

YAPILIŞI

1-Tereyağını küçük küpler halinde doğrayıp buzlukta bekletin. 
2-Suyla sirkeyi bir kapta karıştırın ve buzdolabında bekletin. 
3-Un,şeker ve tuzu bıçaklı mutfak robotuna koyun ve kısa sık aralıklarla karıştırın. 
4-Tereyağını ekleyip yine kısa ve sık aralıklarla sadece ufalanıp her yerine un bulaşana dek karıştırın. 
5-Şimdi dolapta bekleyen sirkeli suyu az az robota ekleyin ve hala sıkınca bir araya gelen ama yumuşak olmayan bir hamur elde ettiğinizde sıvı eklemeyi bırakın. 
6-Hamuru streçin üzerine alın ve fazla mıncıklamadan bir araya getirip her yerini streçleyin ve hafifçe üzerinden bastırıp yassılaştırarak buzdolabına kaldırın. 
Kitapta bekleme süresi 4 saat diyordu ama ben o kadar bekleyemem. Yarım saat kadar buzlukta tutup sonra buzdolabında beklettim. Toplam 45 dakika kadar hamuru dinlendirdikten sonra iki yağlı kağıt arasında yaklaşık 4 mm kalınlığında açın. Bu aşamaları Cafe Fernando daha anlaşılır ve resimlerle açıklamış. Ben daha pratik anlatıyorum. 
Hamuru açtıktan sonra doğradığım çilekleri hamurun ortasına elimle dikkatli bir şekilde yerleştirdim. Kenarlarda yaklaşık 3 parmak kadar boşluk bıraktım ki çileklerin üzerine doğru kapatabileyim. Yaklaşık 500 gr kadar çilek kullandım bu tarifte. Hamurun boş olan kısımlarını çileklerin üzerine doğru kapattıktan sonra 190 dereye ısıtılmış fırında 20-25 dakika hamurun üstteki kısımları hafif kızarana dek pişirin. (Bu aşamada benim fırınım güçlü olduğu için ben pişirmeyi 180 derecede yaptım).Fırından çıkan galette biraz ılıyınca çileklerin üzerine çilek reçelinin sulu kısmından veya böğürtlen gibi reçellerin suyundan fırça ile hafifçe sürerek yeniden ıslak görünüm kazanmasını sağlayabilirsiniz. Ben hafif bir mayhoşluk istediğim için limon reçelinin suyundan çok az miktarda sürdüm. Hamurun az şekerli tadı ve çilek ile karışık mayhoşluk güzel bir kombinasyon oldu. Hamurun üzerine biraz pudra şekeri gezdirebilir ve ılık galetteyi soğuk bir top dondurma ile servis ederek birlikte oluşturdukları mutlu birlikteliğin tadını çıkarabilirsiniz.  

Afiyet olsun

Not: 1- Hamurun üzerine pişirmeden önce yumurta sarısı veya başka birşey sürmeye gerek yok.
2- Fırınınızın pişirme şekline göre daha kısa veya uzun sürede pişirme yapabilirsiniz. Fırınınıza göre bu süreyi değerlendirin. 
3- Birçok tarifte galette ve tartlar 190-200 derecede pişirilebilir ama çilek hassas bir meyve üsttekiler yanabilir ve hoş bir görüntü olmaz 








Tebbule tarifi; Dünden Bugüne Lübnan Mutfağı
Galette hamurunun tarifi: Cafe Fernando-Bir Pasta Yaptım,Yanağını Dayar Uyursun



Sofranızdan bereket  eksik olmasın ve ağzınızın tadı hiç bozulmasın. Hepimize Hayırlı Ramazanlar dilerim. 







22 Mart 2014 Cumartesi

Havalar da şaşırdı, ben de ...


Ne değişik mevsim bu böyle. Birgün fırtına,yağmur; iki gün sonra güneş pırıl pırıl gülümsüyor,hava 20 derece. Üzerimde kazakla kalakalıyorum yada dün güzeldi deyip,ince birşeyler aldıysam üzerime ;akşam okul çıkışı keşke diyorum, daha kalın giyinseydim! En çok takip ettiğim site meteorolojinin sitesi artık. Bakmadan çıkamaz oldum. İki kişi bir araya gelse sohbet mutlaka dönüp dolaşıp havanın değişkenliğine geliyor.
Güneş varsa ve benim dersim yoksa veya haftasonu ise yürüyüşe çıkıyorum deniz kenarında. Martıların sesi,balıktan dönen motorların gürültüsü, spor yapanlar,erken davranıp dükkanını açmaya çalışan esnafı seyretmek mutluluk veriyor. Geçenlerde dönüşte balıkçı tezgahlarının önünden geçerken gözüm yeni gelen balıklara takıldı. 
"Nereden balıklar " 
" Karadeniz abla". 
Burada karadeniz balığı makbul, körfez tercih edilmez pek. Tezgaha bakınca sinirlerim bozuldu. Levrek,hamsi,çipura. Yine balık yok. Balıkçıya  " Bu kadar mı ?" diye sordum. 
" Halde bunlar vardı abla,ötekiler çok pahallı. Bu yıl pek balık yok " dedi.
İçimden siz daha yavruyken ne var ne yok hepsini denizden toplarsanız tabii ki şimdi balık bulamazsınız dedim. Zira tüm kış tezgahlar güya satılması yasak olan yavru çinekoplarla doluydu.  
Yakında tekrar balık yasağı başlayacak ama biz daha bu yıl doğru dürüst,zamanında avlanmış ve herkesin alabileceği fiyatta bir balık göremedik ki deniz kenarında oturmamıza rağmen!
Balık yiyemeyince ben de Metro dan dondurulmuş aldığım deniz mahsulleri ile mezeler yaptım bu kış. Alttaki fotoğraflarda midyeli lahana sarma var ki; üzerine limon sosu ile müthiş bir iştah açıcı. Yapılışı da bence yaprak sarmasına göre daha kolay. İç malzemesinin tarifi daha önce tarifini paylaştığım midyeli kabak çiçeği dolması ile aynı. Bu tarifi kuş üzümlü ve fıstıkla yapan kişilerde var ama ben deniz mahsulü ile böylesini daha çok yakıştırıyorum. 




Yanında da Ispanak kökü ekşilemesi çok iyi gitti. Ispanak kökünü kullanmaya yeni yeni başladım. Çoğunlukla pirinçle yemeğinin yapıldığını duymuştum ama ben kışın ıspanağı çok kullandığım için köklerini de yemeklerin yanında bu şekilde çok sevdik. Hem de yapımı çok pratik. 
Bir tencerede tuzlu suyu kaynatıyorsunuz ve 500 gr kadar iyice yıkanmış ıspanak köklerini kaynayan tuzlu suda hafif diri kalacak şekilde haşlayıp süzgeçle süzün ve soğumaya bırakın. 2 diş dövülmüş sarımsak ve 1/2 çay bardağı zeytinyağını 1 limonun suyu ve 1 tatlı kaşığı soya sosu (ben nar ekşisi kullandım) ile çırparak sos hazırlayın. Soğuyan ıspanak köklerinin üzerine sosu gezdirerek servis yapın. 

Afiyet olsun. 










3 Mart 2014 Pazartesi

Takıntılarım Var Benim


  • Dolabımda mutlaka bir robadan elbisem olmalı benim. Beni sıkmayan,içine girebilmek için debelenmeyeceğim, bana "ayyyyy kilo almışım" dedirtmeyecek. Üniversitedeyken Loft un buz mavisi kotu yeni çıkmıştı o zaman. Aman ne büyük bir aşktı aramızdaki. Hiç çıkarmak istemezdim. Neredeyse yatarken bile giyeceğim. Üzerine mutlaka V yaka beyaz t-shirt. Hiç uğraşamam, bunu mu giysem,yoksa o mu olsa diye. Loft un buz mavisi kalmadı ama jean hala favorim. Yalnız mutlaka kumaşı yumuşak olacak.öyle kazık gibi terleten,üzerime yapışan kıyafetleri hiç sevmem. 
  • Çanta....İşte benim en büyük takıntım. Dikine uzun çantaları hiç sevmem,olacaksa enine biraz uzun olabilir. İçinde mutlaka cepleri olacak. Öyle yarım saat aramayayım eşyalarımı içinde. Hele telefon içinde kaybolur gider bazı çantada. Cebi yoktur,nereye koyacağını bilemezsin. Çalar çalar sen tam bulursun susar. Sinir olurum. Askısı tek olacak. Öyle 2. Elizabeth gibi dirsekte falan  taşıyamam ben. Mutlaka omzuma asabilmeliyim ama çok da sarkmamalı. 
  • Yattığımda çarşaflar ve yastığım mutlaka soğuk olmalı.Yattığımda misssss gibi sabun kokusu alabilmeliyim. 
  • Yatak odasında asla sesli bir saat olmamalı. Tik tak,tik tak beynimi tırmalar o benim. 
  • Oda kapıları açık olmalı ki tüm evi görebileliyim.Duvarlar üzerime üzerime gelir öbür türlü. 
  • Çayım mutlaka fincanda,Türk kahvem orta şekerli ve ağır ağır sabırla pişirilmiş olsun benim.  
  • Eriğim can erik,çileğim kokulu,karpuzum kan olmalı. 
  • Yolda yürürken yanımdakiler mutlaka solumda olmalı,aslında benim sağım solum hep sevdiklerimle dolu olmalı . 
  • Cep telefonum hep açık, her daim ulaşılabilir ve ulaşır olmalıyım ben. 
  • Ben bahar çocuğuyum. Rüzgarın sesi,kuşların cıvıltısı, yağan yağmurdan sonra toprağın kokusu, çiçek açan ağaçlar her daim benimle olmalı.   

Zaman zaman herşeyden uzaklaşıp sadece kendinize ve sevdiklerinize zaman ayırmak istediğiniz oluyor mu hiç? Tüm dünyadan uzak .  Bu sayfadan yazdıklarıma hep dikkat ettim ben. Öğrencilerim,bazı velilerim,iş arkadaşlarım,dostlarım,akrabalarım,hergün bloğa bakıp yazdıklarımı satır satır okuyan ve buradan hapşursam kilometrelerce uzaktan "hasta mı acaba? " diye endişelenen ailem. Kimseyi gereksiz yere endişelendirmemek,açıklama yapmak zorunda kalmamak ve buradan hissetmediğim şeyleri yazmamak için hiç de planlamadığım bir mola verdim. Bu zaman içinde merak eden,sabırla; 2 aydır kabak tadı vermiş olan kabak tatlısına bakan, bekleyen ve bir an önce yazmaya başlamam için çaba gösteren tanıdık veya tanışmadığım ama dostum dediklerime çok teşekkür ediyorum. 
Bu arada boş mu kaldım. Hayır. Yeni şeyler denedim,biriktirdim. Yazmasamda içimden konuştum hep. Fotoğraf çekmek bana çok iyi geliyor. Çektiklerimi  tatlicuma instagram sayfasında paylaşmaya devam ettim. 

Artık yazının esas konusuna gelsem iyi olur. İkisi de bildiğimiz ama biraz farklı yorumlarla hazırlayıp sunabileceğimiz iki lezzetli . İlki ,daha çok Ege de bazı yerlerde yapıldığı şekliyle bir ana yemek. 

YUNAN MUSAKKASI

Ben küçük bir kare borcama yaptığım için miktarları az. Siz arttırabilirsiniz. Bir büyük patatesi çok ince olmadan kalınca dilimledim ve yağda biraz kızarttım ve borcamın tabanına dizdim. Üzerine yazdan hazırlayıp buzluğa attığım patlıcanları dizdim. Benim patlıcanlarım küçük olduğu için boyuna dilimlemiştim. Şekil çok önemli değil. Üzerine yine hepimizin yaptığı gibi soğan,sarımsak,kıyma sotelenip tuz,karabiber ve biraz domatesle lezzetlendirilir. Maydanoz pişmeye yakın kıymalı harca eklenir. Kıymalı harç patlıcanların üzerine eşit oranda serilir. Burada ikinci farklı uygulama beşamel sos. Çok yoğundan ziyade biraz daha kıvamlı bir beşamel sos hazırlanır ve tüm katların üzerine dökülür. En üste bir miktar eski kaşar veya o dokuda sert dokulu bir peynir rendeleyip( peynirin yerken sünmemesi daha yemeği keyifli yapıyor. Yoksa hoş manzaralar olmuyor)  hafif kızarana kadar 200 derece fırında kısa süre pişirilir.  Servis ederken de servis kaşığı ile dikkatlice alıp üzerine ekstra maydanoz serperek servis edebilirsiniz.  


















İkinci tarif ; 

PORTAKALLI VE LİMONLU İRMİK HELVASI 

1,5 su bardağı irmik ve 1 paket veya bir avuç dolmalık fıstığı 4 yemek kaşığı sıvıyağda sürekli karıştırarak 10 dakika kadar kavurun. 2,5 su bardağı ılık süt ve yarım su bardağı portakal suyunu irmiğe ekleyip karıştırın. Ben az şekerli sevdiğim için 3/ 4 su bardağı şeker ekledim ama siz damak tadınıza göre arttırabilirsiniz.  Şekerden sonra 2 adet rendelenmiş portakal kabuğu ve 1 adet rendelenmiş limon kabuğunu ilave edip tekrar karıştırın. Tencerenizin kapağını kapatıp ocağın altını kısın. Suyunu çekince altını kapatıp 30 dakika kadar demlendirin. Ama bu arada bir iki kez karıştırın. Ilık veya soğuk servis yapın. 
Bilindik bir lezzete farklı bir yorum oldu. Ama çok da iyi oldu. Katı yağ hala kullanmadığım için az miktarda sıvıyağ ile yapmak hem vicdanımı rahatlattı hem de tane tane dökülen kokulu ve lezzetli bir helva oldu. Yazın bu helvayı içine veya yanına meyveli,limonlu dondurmalarla da servis edebilirsiniz. Soğuduğunda kalıp gibi olup katılaşan helvalar vardır. Ama bu hafifçe karıştırınca yine aynı dokuda ve çok hafif. 






Afiyet olsun. 

12 Ocak 2014 Pazar

Portakallı,Tahinli Kabak Tatlısı


2014 başladığından beri bir süredir devam eden göz rahatsızlığım daha da şiddetlendi. Eylülden beri herhangi birşey okurken veya televizyona bilgisayara bakarken aniden giren baş ağrıları ve gözlerimde sulanmalar yaşıyordum. Yakını görmekte zorlandığımı, ders anlatırken notlarıma bakarken sorun yaşamamdan farkettim ama yaşlandığımı düşünmek istemediğimden konduramadım. Ta ki ;artık masamda bir yığın yazılı kağıdı birikene ve ben bilgisayardan nefret eder duruma gelene dek. Tahmin ettiğim gibi hem hipermetrop ve sürpriz olarak yanında astigmat. Harfler,satırlar birbirine karışıyor. Takip edemiyorum. Sonunda kendimi gözlüklerden gözlük beğenirken buldum. Aman yaşlı gösteren bir model olmasın diye en canlı modellere baktı gözlerim. Evdeyken bile parmağımda yüzükle duramayan ben o gözlüğü nasıl kullanacağımı hiç bilemedim. Ara ara takmaya başladım ama çok zorlanıyorum. Bu yazmayı ihmal etmemde  mecburiyetten biraz. Şu bir paragrafı yazarken bile hep yazım hatası yapıyorum. Sürekli silip başa dönmek zorlayıcı oluyor ve artık yazarken zorlanıyorum. Bu süreçte kendimi yine ruhen tedavi etmek için mutfağa attım,yeni şeyler yaptım,çektim,biriktiler. Gözlüğüme alıştıkça yazmaya başlarım ama bu arada teknoloji düşkünü olan ben tüm hasretimi ihmal ettiğim instagram hesabımla giderdim. Tarif yazamasam da sevdiğim fotoğraflarımı paylaştım. Kendimi instagrama vurdum yani. 
Hızlıca tarife gelirsek; Kolay,herkesin bildiği ama basit uygulamalar ile daha hafif ve portakal aromalı lezzetli bir tarif. 





PORTAKALLI KABAK TATLISI

MALZEMELER

750 gr bal kabağı
1 adet portakal
7-8 yemek kaşığı toz şeker
servis için tahin ve ceviz,badem vb. 

YAPILIŞI
Kabakların dış yeşilimsi kısımlarını dikkatlice kesip çıkarın. Dilimleri çok küçük olmayacak ama çok da iri olmayacak şekilde birkaç parçaya bölün. Derin olmayan ama geniş bir tencereye dizin. Üzerine her 100 gr kabağa 1 yemek kaşığı toz şeker olacak şekilde serpin. Şekerin üstüne 1 portakalın 2/3 ünü (yarısından fazlasını) kabuğu ile beraber ince ince bütün olarak dilimleyin. Kalan portakalın suyunu elinizle kabaca tenceredekilerin üzerine sıkın ve kalan kabuğuda tencereye koyun. Kapağını kapatıp kısık ateşte kabakların büyüklüğüne göre çok pişmesine izin vermeden hafifçe yumuşayana dek pişirin. Kısık ateşte ve az portakal suyu ile pişirildiği için su ilave etmeye gerek kalmıyor. Pişen kabakları bir tabağa alıp soğutun ve servis yapmadan önce üzerine tahin gezdirip biraz da ceviz veye badem serpip servis yapın. 



Görsel: Pom-poms

Herkese hayırlı kandiller diliyorum. Yolumuz hep aydınlık,günlerimiz sağlık ve huzur dolu olsun.  




29 Aralık 2013 Pazar

"Geriye Sar..."


Uzun zamandır ortada yokum. Aslında varım da yokum. Ne demek? Çok şükür herşey aynı devam ediyor. Ama ileriye sarılmış gibi; hani eskiden kasetler vardı ya. Sevdiğimiz o şarkıyı bulmak için geri ileri sarar dururduk. Yerini bulana kadar bir ileri bir geri. Kasetin haşatı çıkardı. Yada kalemi o deliğine takıp etrafında döndürürdük. Güya daha pratik. Cd yi bulan adamdan Allah razı olsun. Bas tuşa dinle. hadi bir daha. Tek tuş. Ne alaka? Bu aralar tempom aynı o kalem takılmış ve etrafında dönen kaset misali. Tam "Oh be bitti" diyorum. Biri geri sarıyor herhalde ki hadi bir daha diyoruz. İyiyim. Gün sayıyorum. Sömestre az kaldı. Bugün işi düşünmemek için attım kendimi mutfağa. Planladığım ne varsa; başladım sırayla yapmaya. İkisini fotoğraflayabildim ancak, çünkü akşam oldu ve fotoğraflar iyi çıkmadı. Yeni yıl gecesi gelmeden diğerlerini yayınlamaya çalışırım. Belki hala karar veremeyen varsa o gece ne yapacağına; fikir olur. 
Bu arada belirtmekte fayda görüyorum. Blogda paylaştığım tüm tarifler uzun zamandır yapılan yada en yenisi bile birkaç kez tekrarlanan ve ,etrafımdaki dost,aile ve arkadaşlarım kobay olarak kullanılıp onların yorum ve beğenilerine göre en son şekli yayınlanan tariflerdir. Her yazdığım yazıyı da eğer çok çok acelem yoksa birkaç kez sesli bir şekilde okurum ki, varsa düşük cümleler veya anlam bozukluklarını düzeltebileyim.  Ama yine de gözden kaçırdıklarım olursa "affola". 
Tariflere gelirsek ilki ;adı SPANAKOPİTA. Yani bildiğiniz ISPANAKLI BÖREK. Egenin iki yakasının mutfaklarının ve halklarının kaynaşması gibi tarifler de her iki yaka da uygulanıyor. Ege kıyılarında,tatil bölgelerinde küçük farklılıklarla sık sık yapılıyor. 
Ispanaklı veya otlu börek yaptığımda rahmetli anneannemin sözü aklıma gelir." Ya otlu ya peynirli olur börek". "Otluya peynir koymam ben " derdi. Zaten ot varken biz de peynirli börek de yapılmazdı ya neyse...
Ama bu börek içine koyulan peynirlerle daha da lezzet kazanıyor. Tarifi yazarken ben kendi uyguladığım şeklini de yazacağım ama siz hangi şekliyle isterseniz uygulayın. 

SPANAKOPİTA-ISPANAKLI BÖREK

MALZEMELER

1 kuru soğan( yemeklik doğranmış) 
7-8 taze soğan(ince ince kıyılmış)
500 gr ıspanak(ayıklanıp,yıkanıp,doğranmış)
zeytinyağ
yaklaşık 500 gr baklava yufkası
yarım  avuç içi kadar lor peyniri
1 avuç beyaz peynir ( burada feta peyniri kullanılır ,ben sütaş süzme peynir kullandım.) 

YAPILIŞI

Soğan ve taze soğanı zeytinyağında soteleyin. Ispanağı buharda pişirip veya suda haşlayarak elinizde iyice sıktıktan sonra soğanlara ekleyebilirsiniz. Ama ben daha kokulu olması için çiğ olarak soğanların üzerine ekliyor ve tavada hafif ateşte soteliyorum. Ispanaklar iyice eriyip saldıkları suyu çekene kadar sotelemeye devam edin. Suyunun kalmaması lazım, eğer kalırsa hafifçe süzün. İçine peynirleri ekleyin ve eşit bir şekilde dağılana dek karıştırın. Tuz koyulmaması iyi olur. Çünkü peynirlerin tuzu yeterli geliyor. Bu aşamadan sonra içi dolaba kaldırıp soğutun ve dinlensin. Ben bir gece önceden yapıyorum ki o zaman içi yoğunlaşıyor ve daha lezzetli oluyor. Hem de ertesi güne sadece içi yufkaların arasına sermek kalıyor. 
Şimdi gelelim böreği yapmaya. Ben bir kare borcam kullandım. Önce borcamı yağlayın. Sonra 5 kat yufkayı her katın arasına fırça ile zeytinyağ sürerek üst üste dizin. Yufkaları fotoğrafta göründüğü şekli ile dikdörtgenin kısa kenarı yukarı gelecek şekilde 5 kat dizdim. 5. kat yufkanın üstüne yağ sürmeyin oraya iç konacak. 




Sonra soğumuş olan içi kaşıkla eşit şekilde yufkanın üzerine yayın. 




Ve  üzerine sereceğiniz yufkaları şimdi uzun kenarı yukarı gelecek şekilde serin ve yine aralarına zeytinyağ sürerek üst üste koyun. Üst kısmı 6 kat yapabilirsiniz. En son kenardan taşan parçaları birer birer içeri katlayın. Yine aralarına zeytinyağ sürün. En üstü düzgün olması için bir yufkayı serin ve taşan kısımları bıçakla hafifçe kesin. 





Fırına vermeden önce 1 yumurtayı çırpıp içine az miktarda zeytinyağ ile karıştırıp böreğin en üstüne sürün ve bir bıçakla dilimleri kesin ki fırından çıkınca ayırması kolay olsun. İsterseniz üzerine çörekotu veya susam serpebilirsiniz. Yada tamamen boş olarak da pişirebilirsiniz. 





180 dereceye ısıtılmış fırında üzeri kızarana dek pişirin. Soğuduktan sonra bıçakla kesilmiş yerlerden hafifçe ayırın ve servis kabına alın. 





Ege de zeytinyağı tüm tariflerde kullanılır. Bu börek de en güzel zeytinyağı ile olur. İçine mevsiminde yabani ot da koyabilirsiniz. Farklı bir lezzet oluyor. Yada aynı içi hazır yufka veya yapabiliyorsanız el açması yufka ile gözleme gibi yapabilir ve az yağda tavada pişirebilirsiniz. Annem bu gözlemelerden bol bol yapar aralarına buzdolabı poşeti koyarak dondurur ve biz her gittiğimizde sabah kahvaltısında masaya getiriverir. 





İkinci  lezzet çok basit ama çok güzel. Zaten çikolata varsa kötü olması imkansız gibi. Artık adına ne derseniz. Ben SÜSLÜ ÇİKOLATALAR diyorum onlara. Çünkü çok renkli ve süslüler. 

SÜSLÜ ÇİKOLATALAR

YAPILIŞI

İstediğiniz bir tür çikolatayı (yaklaşık 200 gr)  benmari usulü, pişirmeden eritin. ( Benmari ;Bir kapta suyu kaynatın. Çaydanlığın altı çok uygun bunun için. Üzerine suya değmeyecek şekilde cam bir kase koyun. içine iri doğranmış bitter çikolataları koyun ve arada karıştırarak ama fazla değil krema kıvamına eritin. )Yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye bir kaşıkla çikolataları koyun ve kaşığın tersi ile hafifçe yayın ki ince bir tabaka olsun. Bu aşamadan sonra üzerine istediğiniz malzemeyi ince doğranmış olması şartıyla serpin ve dolaba koyarak dondurun. Malzemeyi doğrama kısmını çikolata erirken yapın ki eriyen çikolatayı tepside fazla bekletmeyin katılaşır ve üzerindekiler yapışmaz. Ben hangi malzemeleri kullandım? Biraz bıçakla badem doğradım,iç çam fıstığını biraz iri kalacak şekilde ama kayısıyı çok ince olacak şekilde doğradım. Birkaç tane küçük kurutulmuş kokulu güllerim vardı. Elimle biraz ufaladım. Bunları hafifçe çikolataların üzerine serpiştirdim. En son çok çok az deniz tuzu serpiştirdim. Çikolatanın olduğu tariflerde acı kırmızı biber ve deniz tuzu kullanabilirsiniz. Tadı daha net ortaya çıkarıyor. İstemezseniz serpmeyebilirsiniz. Ama serperseniz inanın çok çok az serpiliyor. 
Birkaç saat buzdolabında donmasını bekledikten sonra ister jelatinleyip arkadaşlarınıza hediye edin,ister kahvenin yanında ikram edin. Kesinlikle MUHTEŞEMLER. 
Miktarları kendiniz ayarlayabilirsiniz. Ben taze taze yapmak için 200 gr lık paket kullandım ve 7 kaşık kadar  çıktı. Siz farklı malzemeler ekleyebilirsiniz. 

Afiyet Olsun. 














22 Aralık 2013 Pazar

Damla Sakızlı Pişi


Ne çok severiz çoğumuz şu hamur işlerini. Tatlısını,tuzlusunu,fırında yada yağda kızarmışını. Çoğu evde birkaç kez yapılmıştır sanırım pişi. Özellikle kahvaltıda yanına peynir veya biraz bal yada reçelle,bir yudum da çay mutlaka. İşin sağlık kısmına hiç girmiyorum. Yenilmemesi gerekenlerin başına alırlar herhalde pişiyi. Yada basitçe hamur kızartmasını. Bazen hayır için yapılıp dağıtılır. Konu komşu kim varsa,mahallede oynayan çocuklara. Ölmüşlerimize hayır olsun diye. 
Eğer İzmir e ,Aydın a yolunuz düşerse,ve sokakta sıraya girmiş insanlar görürseniz siz de takılın sıranın arkasına. Büyük ihtimalle bir kişi ölmüş yakını için hayır olsun diye lokma döktürüp gelen gidene dağıtıyordur. Bir Fatiha okuyun sizde lokmanızı yerken. Paylaşmanın,yardımlaşmanın,tanımadan iki çift laf edebilmenin keyfine varın. 
Uzuuuun zamandır yiyemememe rağmen geçenlerde zararını bırakıp,dayanamayıp azıcık yaptım. Annem olsa "yeme sakın, Hiçbir faydası yok boş hamur " derdi. Haklı. Ama; hele sıcakken çok güzel. Ben bir de içine 1-2 parça dövülmüş damla sakızı atarım ben. Yerken ferah ve hoş bir aroma verir. Ama sakın daha çok koksun diye sakızı abartmayın. Damla sakızını fazla koyarsanız acılık verir. 
Hatta bazen en son şekil vermeden önce 2 çay kaşığı kadar çörek otunu hamura ilave edip birkez yoğurup sonra kızartırsanız yerken arada ağza helen çörek otları ile de farklı bir lezzet elde edersiniz. O zaman yanına tuzlu kahvaltılıklar daha çok yakışıyor. (Ama o hamura damla sakızı eklemeyin) 





Tarif vermeye gerek var mı bilmiyorum. Mantık aynı ve herkes biliyordur ama ben gene de varsa hiç yapmamış olan ve tesadüfen sayfada gören onlar için kendi uyguladığım tarifi yazayım. 

DAMLA SAKIZLI PİŞİ

MALZEMELER

250 gr un
6 gr maya
3/4 su bardağı süt
çay kaşığının ucu ile tuz ve biraz daha fazla toz şeker
1 parça eğer parça çok küçükse 2 adet dövülmüş damla sakızı. 

Bütün malzemeleri karıştırıp sert olmayan bir hamur elde edin. Mayalanması için üzerini örtüp,ılık bir yerde 1 saat kadar bekletin. Hamurun gazı çıkana kadar yani biraz sönene dek hafifçe yoğurun. Elinizi çok az nemlendirerek ( hamurun yapışmaması için) bezeler şeklinde elinizde şekil vererek kızgın yağda kızartılır. 
Kağıt havlu serilmiş bir tabağa alarak sıcak veya ılık servis yapın. 

Afiyet olsun. 



20 Aralık 2013 Cuma

Patlıcan Beğendili Muska Börek


Tüm dünya ile birlikte Türkiye de de yeni bir yıla girmenin heyecanı var. Yılbaşı bir gösterişten ziyade bir yılı daha yaşamış olmanın verdiği mutluluk ile yeni gelecek olan yılın getirecekleri ile ona "merhaba" diyebilecek olmamızın verdiği bir mutluluk ve minnettarlık aslında.  Hepimiz için acı tatlı geçen bir yıldan sonra yeni umutları içinde barındıran yeni yıl. Dini geleneklerimize bağlı olmasa bile getirdikleri,yaşattıkları beni mutlu ediyor. Çocukluğumdan beri annem yılbaşı için bizim sevdiğimiz yemekler hazırlamak için çabalardı. O gün zaten akşama kadar okulda olduğundan çıkışta bir heyecan ve koşuşturmaca yaşanırdı. 
Erken yatmak zorunda değiliz,güzel yemekler,televizyonda eğlenceli programlar,heryerde ışıltılar,parıltılar,paketler,süsler... 
Bunca iş koşuşturmacasının ardından ben de yeni yıl da ne yemek yapsam diye günlerdir düşünüyorum. Biz bize bile olsak o gün daha özenli bir sofra hazırlamak istiyorum. En sevdiğimiz tarifleri gözden geçiriyorum, Bazı yeni tarifleri evirip çevirip deniyorum. 
Tarifini vereceğim Patlıcan beğendili muska böreği tarifi  uzun zamandır yapmamıza rağmen bıkmadık ve elemeyi geçip finale kalanlar arasında. Masada hafif,çıtır ve farklı bir  börek denemek isterseniz kesinlikle tavsiyemdir. Yiyenleri şaşırtan,içinde ne olduğunu merak ettiren bir lezzet. 
Sararken yufkanın en ucunu alta gelecek şekilde tepsiye koyun. Bir de sararken fazla sıkmayın ve köşeleri açık bırakmamaya çalışın ki içindekiler pişerken dışarı çıkmasın. 




PATLICAN BEĞENDİLİ MUSKA BÖREK

6 adet patlıcanı közleyin ve kabuklarını soyun. Küçük küçük doğrayın. Bir tencerede 2 yemek kaşığı sıvıyağında 2 yemek kaşığı unu hafifçe soteleyin. Üzerine yaklaşık 1,5 su bardağı sütü yavaşça karıştırarak ilave edin. Topak olmasın. Bir beşamel hazırlayın. Kıvamı ezilmiş yoğurt kıvamına gelince içine yarım su bardağı kadar kaşar peyniri ekleyin ve karıştırın. Peynirden sonra beşamelin tuzunu kontrol edin ve gerekirse ekleyin. Altını kapatıp ince doğranmış patlıcanı içine ekleyin ve sosla patlıcan iyice karışana dek karıştırın. Beşamelli patlıcanı 1-2 saat buzdolabında dinlendirin. Tezgahta baklava yufkasını serin ve aralara fırça ile sıvıyağ sürüp 4-5 kat yufkayı üst üste koyun. (Kenarda bekleyen yufkaların üzerini örtün ki kurumasın. Yoksa pul pul dökülür. )Daha sonra araları yağlanmış kat kat yufkayı şeritler halinde  kesin. Şeritlerin bir ucuna yarım yemek kaşığı kadar içten koyun ve muska şeklinde sarın. Tepsiye aralıklı olarak dizin. Üzerine fırça ile biraz sütle sulandırılmış yumurta sarısı sürün. İsterseniz üzerine susam veya çörek otu serpin. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında üzeri kızarana dek pişirin. 

Afiyet olsun. 

Tarifi normal yufka kullanarak yine muska gibi sararak yağda kızartabilir yada yine fırında pişirebilirsiniz. Yağda kızartma biraz ağır oluyor ve birkaç saat sonra yumuşuyor. Normal yufka ile de baklava yufkasında olduğu gibi çıtır olmuyor . Ama tercih sizin. 




2 Kasım 2013 Cumartesi

Deniz Kokan Lezzetler


Deniz çocuğuyum ben. Çocukluğum İzmir de geçti. Doya doya çektim iyot kokusunu içime. Avuçladım o incecik kumları. Ellerim,ayaklarım buruşana kadar oynadım denizin içinde. İlk gençlik yıllarında bronzlaşma hevesine istakoz gibi kızardım o sıcak Ege yazlarında. Ne güneş kremi, ne sütü. O zamanlar yok daha. Sırtım ağrıyana dek deniz kabuğu topladım kardeşlerimle, yarışırcasına. Tüm gün denizde,kumsalda olunca, bayıltılmış gibi uyurdum öğlenleri. O zamandan beri pek severim yazları; şöyle hafif esintide öğle uykusunu. Balığın her çeşidini severim.  Babamın ;bizim için midye satıcısının tepsisindeki midyelerin hepsini alışını ,hep hatırlarım. Ağzımız burnumuz midye olur,artık yiyemeyecek hale gelince dururduk. Zaten genelde tepsidekilerde bitmiş olurdu. Başka yerde yaşayacağımı düşünmedim ben. Ailem Aydın a taşınma kararı aldığında ilk zamanlar yaşadığım mutsuzluğu hala hatırlarım. Surat asışlarımı,huysuzluklarımı...Orası da uzak değildi denize. Haftasonları Kuşadasına giderdik. Büyüdüm. Üniversite zamanım geldi. Sonuç Ankara. Orayı da çok sevdim. Ama İzmir gibi olmadı hiç. Yada çocukluk güzeldi. Mezuniyet ve çalışma zamanı gelince çok yakın bir arkadaşıma hep " Keşke küçük bir sahil kasabasına çıksa tayinim " derdim. Neresi mi ? Kocaeli Karamursel. Yıl 1999. Depremden 2 ay sonrası. Tam bir şaşkınlık. Korku,tedirginlik. Aklınıza gelen tüm duyguların 10 saniye aralıkla yaşandığını hayal edin. Bir de Karamursel;  kendi içine kapanık ve tutucu bir kasaba o zamanlar. Neyse uzatmadan... Başladım,çalıştım,tayin zamanı geldi ve ben eşimle tanışıp evlendim. Yani bu kasabaya temelli yerleştim. O eski arkadaşım hep söylediğim sözü hatırlattı.
 " Al sana sahil kasabası işte " 
"İyi de... Ben Bodrum,Kaş,Kalkan veya öyle bir yeri kastetmiştim" dedim. "Aklımdan geçen burası gibi bir yer değildi" 
Alışmam yıllar aldı. İstemedim,sevmedim. Ama ben bunları hissettikçe mutsuz oldum. Sonra güzel yanlarını görmeye başladım. Zaman içinde yaşadığım kasaba açıldı,değişti,yeni ve güzel dostluklar kurdum. Çevre edindim. Şimdi İstanbul a veya çevrede büyük şehirlere gittiğimde bir süre sonra yaşadığım yerin sakinliğini arıyorum artık. Yaşlanıyorum galiba. Pazardan alışverişimi yaparken pazarcı ile sohbet etmeyi,geçerken esnafla selamlaşmayı,her çarşıya çıkmamda tanıdık insanlarla karşılaşıp ayak üstü muhabbet etmeyi ve en önemlisi sahile inip dalgaların sesini duymayı ve  denizin kokusunu almayı seviyorum. 
Ama yine de hemen hemen her yaz huzuru bulmak ,o özlediğim kokusunu içime çekmek için Ege ye gidiyorum. 
Yazdan kalma günler yaşadığımız bu son günlerde buram buram deniz kokan sofralar kurmaya çalışıyorum ısrarla. 

Alttaki fotoğraftaki bitki Kaya koruğu. Deniz kıyısındaki kayaların yarıklarında yada kumluk arazide kendiliğinden yetişir. Oldukça tuzlu ve yoğun aromalı bir tadı vardır. Sert ve etli yaprakları var. Turşusu hazırlanarak saklanır. Daha yumuşak olan kısımları koparıp ayıkladıktan sonra yıkayıp, kavanozlara bastırıyorum ve sarımsak,sirke,tuz ve su ile turşu suyu hazırlayıp kavanoza dolduruyorum. Bir süre sonra kaya korukları bu karışımda yumuşuyor. Suyunuz süzüp üzerine hiçbirşey hele asla tuz eklemeden servis yapabilirsiniz. Tuz eklenmez çünkü içinde zaten denizin tüm kokusu ve iyot tadı vardır. 






Yanına biraz da Midyeli Barbunya Pilaki yaptım. Tüm zeytinyağlılar gibi bir gece dinlenirse muhteşem olur.

MİDYELİ BARBUNYA PİLAKİ

MALZEMELER

250 gr taze iç barbunya
İç midye(dondurulmuş olarak marketten veya balıkçınızdan alabilirsiniz)
2 domates rendesi
2 adet doğranmış yeşil biber
1 adet doğranmış kuru soğan
4 diş iri sarımsak(iri doğranmış)
1 su bardağı 
Zeytinyağ
karabiber
1/2 çay kaşığı toz şeker
tuz

YAPILIŞI

İç barbunyaları hafif diri kalacak şekilde ve midyeleri yumuşayana dek ayrı kaplarda  haşlayın. Soğanı zeytinyağında soteleyin. Rende domatesleri ekleyin ve bir miktar daha soteleyin. Daha sonra suyunu ekleyin ve kaynatın. Kaynamaya başlayınca barbunya,midye,sarımsak,tuz,şeker,karabiber ve yeşil biberi de ekleyip yaklaşık 15 dakika kısık ateşte pişirin. Ilık veya soğuk servis yapın. Üzerine maydanoz ve zeytinyağ gezdirerek servis yapın. 
Not: Ben midyeler iri olduğu için 3 parçaya böldüm. 





Ve masamızda yeni bir lezzet, Gemici Pilavı. 

GEMİCİ PİLAVI

MALZEMELER

15 adet iç karides
10 adet iç midye
1 su bardağı pilavlık pirinç
1 kuru soğan ( doğranmış)
Su
zeytinyağ
1 yemek kaşığı dolmalık fıstık
1 yemek kaşığı kuş üzümü
çeyrak çay kaşığı kimyon
karabiber,tuz

YAPILIŞI

Bir tencerede karides ve midyeyi su ilavesi ile haşlayın. Başka  tencerede zeytinyağında fıstıkları hafif pembeleşene kadar kavurun. Soğanı ekleyin ve pembeleşene kadar sotelemeye devam edin. Pirinci ekleyin. Tuzu da ilave edip hafif ateşte kavurun.Deniz ürünlerini,kuş üzümleri ve baharatları ekleyin. Baldo pirinç ile yaptıysanız 1,5 bardak su ilavesi ile kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin. ( Ben deniz mahsullerini haşladığım suyu kullandım. ) Ateşi kapatıp ,hafifçe karıştırıp kağıt havlu ile örterek kapağını kapatıp demlenmeye bırakın. Henüz sıcakken üzerine dereotu serperek servis yapın.  









Tarif: Cibalikapı Balıkçısı' ndan 





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...