salata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
salata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2017 Cumartesi

Baharatlı Yumurta



             Yumurtanın her türlüsünü yiyebilenler denim ben. Ama artık şu çok pişmekten sarısı taş gibi olur da ağzımda leblebi tozu yemiş gibi tüm nemi alan bir yapıya dönüşür ya işte ona hiç gelemem. Rahmetli anneannem, annem küçük kardeşimi dünyaya getirmek için hastaneye yattığında elinde katı haşlanmış yumurta bize yedirebilmek için peşimizde dolanır durur. Biz de kardeşimle yememek için ondan köşe bucak kaçardık. Bir de rafadan olup da böyle jelimsi mi desem sıvı sıvı o beyazı ve sarının üzerinde ki pişmeyen o zar tabakayı yiyemem. Sorun hiçbir zaman yumurtada olmadı, tek sorun onun pişme kıvamı idi. 
      Bir Giritli torunu ve Ege li olarak her şeye yumurta kırıp yemeyi çok severiz biz. Patates,kabak,yabani otlar... Bir süredir yaptığım bu baharatlı yumurta da dolabımda sık sık bulunuyor. Bittikçe kavanoza tekrar hazırlıyorum. Bence Ranazanın son haftasında özellikle sahurda uzun süre tok kalmanıza yardımcı olacaktır. 

BAHARATLI YUMURTA

MALZEMELER

8 katı haşlanmış yumurta
1 yemek kaşığı tane karabiber
1 yemek kaşığı pul biber
1 yemek kaşığı tuz
1 su bardağı sirke
1,5 su bardağı su

YAPILIŞI

Sirke,tuz,su,kırmızı ve karabiberi derin bir kasede karıştırın. Haşladığınız yumurtaları büyükçe bir kavanoza koyun ve üstüne bu karışımı dökün. Bir hafta kadar buzdolabına veya evde serin bir yere kaldırarak dinlendirin ve isterseniz kahvaltıda isterseniz de salatalarınızda kullanın. 

Afiyet olsun







              Ben sabahları bol doğranmış maydanoz üstünde zeytinyağ ve limon ile servis etmeyi yada aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi haşlanmış patates,salamura sardalye ve bol yeşillik ile yumurtaların bir kısmını küçük küpler halinde doğrayarak bir kısmını da üzerinde servis etmeyi seviyorum. Yazın domates,salatalık ve biber ilavesi ile de oldukça lezzetli ve doyurucu olur.






28 Haziran 2014 Cumartesi

Çeşit,çeşit...


Ara verdim ama yeni tarifler denemeye ve yeni keşfettiğim lezzetleri evde yapıp bloğa koymak üzere notlar almaya ara vermedim. Hani derler ya uzaktaydım ama kalbim oradaydı. Aynen ben de öyle bir durumdaydım. 7/24 online kalabilen ;bak hastanedeyim,yatıyorum kalkıyorum demeyi sevmediğim için facebook ve instagramdan da uzak kaldım ama dinlenirken instagram vakit geçirmeme yardımcı oldu. Hiçbir yere kıpırdayamadığım için Alaçatı,Paris,Roma ve bizim küçük kasabamızdan mütevazi ve arşivlik fotoğraflarla idare ettiler takipçilerim . Doktor ;"Tamam artık vur kendini sokaklara" der demez bu arayı telafi etmeye çalışacağımdan şüpheniz olmasın. Tabii kısmet olursa. 
Neyse gelelim tariflere. Yaprak sarma Girit usulü. Farkı ne derseniz; içine konan kabak rendesi ve tahin. Ne kabak nede tahin ağızda garip bir tat bırakmıyor. Hoş bir aroması var. Birgün değişik bir lezzet denemek,iftarda veya sahurda hafif lezzetler sunmak isterseniz iyi gider. Bu sarma ameliyattan çok önce yapılmış ve bloğa koymak için fotoğraflanmıştı. Kalem kalem değiller ama benden de kalem kalem sarma beklenmemeli zaten. 





GİRİT USULÜ YAPRAK SARMA
MALZEMELER 
300 gr asma yaprağı
Yarım demet doğranmış maydanoz
2 kuru soğan
1 yemek kaşığı kıyılmış taze nane
2 küçük yeşil kabak
2 domates
1 tk kekik
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı karabiber
Yarım su bardağı tahin
1,5 su bardağı pirinç
2 patates
Yarım çay bardağı zeytinyağ

YAPILIŞI
Küp doğranan soğanları 2 kaşık zeytinyağında soteleyin. Ve soğumaya bırakın. Kabakları rendeleyin. Domatesleri küçük küpler halinde doğrayın. Bir kaba kabak,domates,nane,maydanoz,soğan,kekik,kimyon,karabiber,pirinç ve tahini ekleyerek iyice karıştırın. Yaprakların içerisine hazırladığınız dolma içlerini sarın. Patatesleri yarım santim kadar kalınlıkta dilimleyip kullanacağınız tencerenin dibine dizin. Üzerine sardığınız dolmaları yerleştirin. 1,5 su bardağı su ve kalan zeytinyağını da ekleyip sarmaların üzerine gezdirin. Sarmaların üzerini bir ağırlıkla kapatıp 25-30 dakika kadar kısık ateşte pişirin. Ilık veya soğuk servis yapın.  


Diğer bir lezzet Tebbule veya daha çok bilinen adı ile Tabbule. Tam yazlık bir tat. Beni tek uğraştıran kısmı yeşillikleri temizlemek,ayıklamak ve doğramak. Bu aralar o kadar sık yaptım ki bir süre yeşillik görmesem olur. Tebbule bir Lübnan mezesi. Bizim kısıra benziyor ama uzaktan. Nanenin verdiği ferahlık ve ekşi ile insanın içini serinletiyor sanki. 




TEBBULE VEYA TABBULE

MALZEMELER
3 domates
3 yeşil soğan
3 demet maydanoz
1 demet nane
2 yemek kaşığı ince bulgur
3 limon
zeytinyağ,tuz 

YAPILIŞI 
Yeşillikleri yıkayıp iyice kuruttuktan sonra ince ince doğrayın. Domatesleri de küçük küpler halinde kesin. İnce bulguru bir salata kasesine alın ve üzerine doğradığınız maydanoz,soğan ve domatesleri ilave edin. Naneyi en son eklemek gerekiyor çünkü diğer yeşilliklerle beraber beklerken salatanın rengini karartıyor. Zeytinyağ,limon suyu ve tuzu da ekledikten sonra naneleri ilave edip salatayı iyice karıştırın. Servise hazır. 
İnsanın yedikçe içini ferahlatan ve doyurucu bir lezzet. İnternette farklı tabbule tarifleri bulacaksınız ama hepsinde de bulgur oranı buna göre fazla. Tabbule bir çeşit kısır değil,benzer noktaları var ama değil. Bu salatanın özelliği bol yeşillik. Arada kaşığınıza bulgur gelecek. Eğer daha da doyurucu olsun,miktarı da arttırmış olayım diye düşünürseniz asıl lezzetten uzaklaşırsınız bence. Tercih sizin. Bekletmeden servis yapın ki yeşillikler sönmesin. Eğer salatayı önceden hazırlayacaksanız naneyi ve sosunu dökmeden üzerini streçleyip kenarda bekletin. Servisten hemen önce sos ve naneyi ilave ederek servise hazır hale getirebilirsiniz. 
Afiyet olsun.


Lezzetli yemeklerden sonra mutlaka iyi bir tatlı olmalıdır değil mi? Bu aralar favorim tabii ki birçok kişinin olduğu gibi mevsim meyveleri ile yapılan hafif tatlılar. Tart yapabilirim dedim. Çilek ideal olur. Kenarlardan akmasını engellemek için ortaya doğru biraz kıvırırsak al sana Galette. Biraz pudra şekeri,yanına vanilyalı bir top dondurma...Yeme de yanında yat. Yapımı kolay. İsterseniz hamuru önceden hazırlayıp buzlukta veya buzdolabında saklayabilirsiniz. Yada güzel,tatlı bir şeftali ile deneyebilirsiniz. Tek dikkat etmeniz gereken kısım tüm tart hamurları gibi yağın içinde erimesine izin vermemek. Bu sıcak yaz günlerinde biraz zor. Ama çözüm hamuru fazla mıncıklamamak ve sık sık buzdolabında soğutmak. Neyse hamurun tarifi Cafe Fernando nun ilk yemek kitabından. (Pardon! Kitap değil ansiklopedi.) Her tarif özenle,anlaşılır ve resimlerle anlatılmış. 




TART HAMURU

MALZEMELER
150 gr soğuk tereyağ
80 gr buz gibi soğuk su
1 tatlı kaşığı elma sirkesi
1+2/3 su bardağı (233 gr )un
1 yemek kaşığı toz şeker
1/2 tatlı kaşığı tuz

YAPILIŞI

1-Tereyağını küçük küpler halinde doğrayıp buzlukta bekletin. 
2-Suyla sirkeyi bir kapta karıştırın ve buzdolabında bekletin. 
3-Un,şeker ve tuzu bıçaklı mutfak robotuna koyun ve kısa sık aralıklarla karıştırın. 
4-Tereyağını ekleyip yine kısa ve sık aralıklarla sadece ufalanıp her yerine un bulaşana dek karıştırın. 
5-Şimdi dolapta bekleyen sirkeli suyu az az robota ekleyin ve hala sıkınca bir araya gelen ama yumuşak olmayan bir hamur elde ettiğinizde sıvı eklemeyi bırakın. 
6-Hamuru streçin üzerine alın ve fazla mıncıklamadan bir araya getirip her yerini streçleyin ve hafifçe üzerinden bastırıp yassılaştırarak buzdolabına kaldırın. 
Kitapta bekleme süresi 4 saat diyordu ama ben o kadar bekleyemem. Yarım saat kadar buzlukta tutup sonra buzdolabında beklettim. Toplam 45 dakika kadar hamuru dinlendirdikten sonra iki yağlı kağıt arasında yaklaşık 4 mm kalınlığında açın. Bu aşamaları Cafe Fernando daha anlaşılır ve resimlerle açıklamış. Ben daha pratik anlatıyorum. 
Hamuru açtıktan sonra doğradığım çilekleri hamurun ortasına elimle dikkatli bir şekilde yerleştirdim. Kenarlarda yaklaşık 3 parmak kadar boşluk bıraktım ki çileklerin üzerine doğru kapatabileyim. Yaklaşık 500 gr kadar çilek kullandım bu tarifte. Hamurun boş olan kısımlarını çileklerin üzerine doğru kapattıktan sonra 190 dereye ısıtılmış fırında 20-25 dakika hamurun üstteki kısımları hafif kızarana dek pişirin. (Bu aşamada benim fırınım güçlü olduğu için ben pişirmeyi 180 derecede yaptım).Fırından çıkan galette biraz ılıyınca çileklerin üzerine çilek reçelinin sulu kısmından veya böğürtlen gibi reçellerin suyundan fırça ile hafifçe sürerek yeniden ıslak görünüm kazanmasını sağlayabilirsiniz. Ben hafif bir mayhoşluk istediğim için limon reçelinin suyundan çok az miktarda sürdüm. Hamurun az şekerli tadı ve çilek ile karışık mayhoşluk güzel bir kombinasyon oldu. Hamurun üzerine biraz pudra şekeri gezdirebilir ve ılık galetteyi soğuk bir top dondurma ile servis ederek birlikte oluşturdukları mutlu birlikteliğin tadını çıkarabilirsiniz.  

Afiyet olsun

Not: 1- Hamurun üzerine pişirmeden önce yumurta sarısı veya başka birşey sürmeye gerek yok.
2- Fırınınızın pişirme şekline göre daha kısa veya uzun sürede pişirme yapabilirsiniz. Fırınınıza göre bu süreyi değerlendirin. 
3- Birçok tarifte galette ve tartlar 190-200 derecede pişirilebilir ama çilek hassas bir meyve üsttekiler yanabilir ve hoş bir görüntü olmaz 








Tebbule tarifi; Dünden Bugüne Lübnan Mutfağı
Galette hamurunun tarifi: Cafe Fernando-Bir Pasta Yaptım,Yanağını Dayar Uyursun



Sofranızdan bereket  eksik olmasın ve ağzınızın tadı hiç bozulmasın. Hepimize Hayırlı Ramazanlar dilerim. 







15 Mayıs 2013 Çarşamba

İş Sonrası


Havalar ısınmaya başladıkça daha hafif ve aynı zamanda doyurucu olan yiyecekler tercih ediyorum. Hele ki tüm gün okulda ancak yiyebilecekleriniz tost,hamburger,sandviç,bisküvi,ekmek arası döner ve az malzemeli ama bol karbonhidratlı doyurucu yiyecekler olursa. 
Neden okullardaki beslenme şartlarına ve kantinlerde satılması veya satılmaması gereken yiyeceklere önem verilmiyor? Sınıfa girince sağlıklı beslenmeden ,öneminden bahsediyorum ama kantinde satılanlar tam tersi. Maalesef bu konuda henüz yeteri kadar düzenleme yapan okul duymadım. Ama yurtdışında okul bahçesinde kendi sebzelerini yetiştirmeye çalışan veli -okul işbirliklerini, yemekhanelerde sağlıklı yiyecekler satma çabalarını görünce biz neden bunları yapamıyoruz diye kendi kendime soruyorum. Çok mu zor ? Kantinler de bazı meyveleri ,sebzeli veya ızgara etli sandviçler bulundurmayı,yoğurt ve salata gibi seçenekler sunmayı gereksiz mi buluyoruz. Büyüme ve gelişme çağında ki çocuklarımız ne kadar da sağlıksız besleniyorlar . Hele ki ilkokul hayatının ilk yıllarında ailelerinden aldıkları ilk harçlıklarla kantinden yaptıkları alışverişler televizyonlarda veya arkadaşlarında gördükleri renkli,tatlı şekerlemeler. Sizler ne kadar kısıtlamaya veya yönlendirmeye çalışsanız da gördükleri şeyler onlar. 
Genelde evden soğuk da yenebilecek yiyecekler götürmeye çalışıyorum okula. Ama her zaman vaktim yada imkanım olmuyor. O zamanlar ya geçiştiriyorum yada kantinde en makul gelen yiyeceklerden yemeye çalışıyorum.




 Bu salatayı havaların ısınmaya başlaması ve okul sonrası kendime lezzetli birşeyler hazırlamak için bu aralar sık yapıyorum. Kolay ve oldukça lezzetli,doyurucu bir salata.  





Hellim peynirini dilimledikten sonra kızgın ızgarada pişiriyorsunuz. Bu sırada bir tavada çok az zeytinyağında bir sarımsağı biraz çevirin ve çıkarın . Kiraz domatesleri ortada ikiye kesin ve zeytinyağında kısa süre çevirin. Tabağa ızgara peynir ve domatesleri alarak fesleğen veya maydanoz yaprakları ile servis yapın. Ben sarımsak aromalı ve domatesin piştiği yağdan salatanın üzerine birazcık gezdiriyorum ve enfes oluyor. 
Afiyet olsun.



24 Nisan 2013 Çarşamba

Her Telden



Yıllar yıllar önce Mc Donald s ın Ankara Kızılay da açtığı ilk şubeyi hatırlıyorum. Öylesine kalabalıktı ki. Herkes merakla ne sipariş edeceğini düşünür bir hevesle gelen hamburgerin tadına bakardı. O zamanlar da aman aman hamburger seven bir insan olmadım. Yada üniversite zamanında zaten kantinlerde bol miktarda ekmek arası birşeyler tükettiğimizden sanırım bize pek çekici gelmemişti . Kötü olduğunu söylemiyorum ama umduğumuzdan fazlası değildi belki de. 
Birçoğunuz duymuşsunuzdur. Bir süredir Slow food ( Ağır Yemek)  hareketi tüm dünyayı sarmış durumda. Aslında Bu fast food zinciri işletmeler bu yeni hareketin başlamasına sebep olmuşlar.

Şöyle de bir sembolleri var. 



Bu fast food akımının başlamasıyla tüm dünyada hızlı, kolay ve paket yiyeceklere yöneldi. Aslında zengin ülke mutfaklarının ve kültürlerinin birbirinden etkilendiği dünyamızda tek düze bir beslenme alışkanlığı sardı bizi. Yöresel birçok yemeğin artık yapılmaması  bu lezzetlerin unutulmasına ve yok olmasına neden oldu. 
Ben bu "Ağır Yemek" hareketini ilk olarak tatil için Alaçatı ya gittiğimde ve internette birkaç yemek bloğunda görmüş ve okumuştum. 1986 yılında İtalya da başladığını biraz araştırınca öğrendim. Bir dönem kendimizi kaptırdığımız bu hızlı yemek alışkanlığından sonra evde ekmeğini artık kendisi yapanlar,organik pazarları araştırıp gidenler,yöre yöre gezerek farklı tatlar arayanlar,çeşit çeşit yemek kitapları,yemek programları  ve birçok yemek bloğu bu işi daha yaygın hale getirmeye başlamadı mı ? 
Birçok yabancı bizim sık sık kebap,döner ve baklava yediğimizi sansa da aslında her ülke gibi farklı yörelerde farklı lezzetlerle karşılaşıyoruz." Ağır Yemek" hareketi de her ülkenin yöresel tatlarını kullanarak, yemek yemeyi  ağırdan almak,ve bir hamburgeri bile yerel malzeme ile lezzetli ve itinayla yapmak demekmiş. 
Yani aslında sevdiklerimiz için özenerek yemek yapmamızla,gittiğimiz yerlerden aldığımız yöresel yiyeceklerle,pazardan yaptığımız alışverişle aslında hepimiz birer "Ağır Yemek " çiymişiz. 

Bu konuyu " Ağır Yemek " hareketinin kurucusu Carlo Petrini nin bir sözü ile bitireyim. 
"Bir peynir çeşidi,16. yüzyıldan kalma bir bina kadar değerlidir. "

Bir peynir sever olarak aynen katılıyorum. 

Aşağıda ki resimlerin anlattıklarınla ne ilgisi var demeyin. Okuyanlar bilir ben bazen daldan dala atlamayı severim. Bir süredir kendimi kumaş boyamaya vermiştim. Çok büyük şeyler değil. Önce küçük baskılarla başladım. Bu ilk denememdi. Biraz kumaş boyası ve sünger baskı ile oldukça kolay. Kırmızılar ve yaz için mavi tonları kullanmak istedim ama benim boyaları aldığım yerde maalesef istediğim renkler yoktu. O nedenle ilk deneme mecburen de olsa yağ yeşili ile oldu. 




 Boyaların tüpte ve şişede olanları var. Boyayı uyguladıktan sonra kumaşı tersten ütülüyorsunuz ve boya sabitleniyor. Yıkama sonrası boyada veya renklerde herhangi bir deformasyon yok. İlk boyadığınızdaki gibi. 




Boyama ve biraz da çiçeklerimin saksılarını değiştirme işi ile uğraştıktan sonra yorgunluk ve midemde ki acıkma hissinden sonra bol yeşillikli ,rende peynir ve üzerine, ızgara hindi dilimleri ile servis ettiğim salatam " Ağır Yemek "hareketine uygun oldu sanırım. 







Kaynak:Elif Savaş Felsen (Peynir Gemisi)





26 Mart 2013 Salı

Karmakarışık



Dün akşam işten gelince bir ara bloğuma göz gezdirdim de bir yıldır neredeyse hep yemek tarifi vermişim. Şu şunla güzel olur,bu akşam için uygundur,yada içine filancayı koyarsanız daha lezzetli olur gibi. Aslında ben bunları yazarken dünyada gerçekten açlık çekenler var. Çocukken bize "tabağındakini bitirmelisin. Bunu bulamayan insanlar var" denirdi. Sanki biz tabağımızdakini bitirince onlarında karnı doyacakmış gibi. Büyüdüm ve artık yiyebileceğim kadar yemek alıyorum tabağıma. Geride hiç yemek bırakmamak için. Yemeği çöpe atmamaya çalışırız biz. Ekmek fazla alınmışsa buzluğa konur,pazardan yiyebileceğimiz kadar malzeme alırız. Markete liste ile çıkarız. Bunların dışında kaçamaklarımız olmaz mı ? Olur tabii ki. Ama istisna olması için çabalarız.  Evde hiçbirşey kalmamış dediğimiz zamanlarda aslında dişimize göre birşey bulamamışızdır. Bazen uzun uzadıya yemek hazırlamaya üşenip bir parça ekmek arası peynir hazırladığımız da olmuştur. Çok acıktım dememiz aslında kendimize göre yiyecek birşeyler bulduğumuz zamana kadar geçen sürededir bizim. Nereden mi geldim bu konuya? Haftasonu  bir dergide okuduğum haberde köşe yazarı, doktorların Afrika da açlık çeken çocuklar için çok ucuza enerji topları yaptığından bahsetmiş. Bir parça yer fıstığı ezmesi ve süt tozu. Pinpon topu büyüklüğünde bir hamur. Açlık çeken çocuklara ve ailelerine sunulan çözüm. Dünyanın bir kısmında bolluk,bereket ve refah içinde yaşanırken başka bir köşesinde insanlar bir avuç pirinç için belki de saatlerce  kuyruklarda bekliyorlar.
Tüm bunlardan  sonra bir tarif vermek doğru olur mu bilmiyorum ama ne pişirirseniz pişirin,onu özenle ve sevgi ile ailenizle ,sevdiklerinizle paylaşıp ağız tadı ile yedikten sonra  aslında ne kadar şanslı olduğumuzu düşünmek lazım. Bir lokma ekmeğe yada una pırlantadan,elmastan daha fazla değer veren insanları düşündükçe...  
Yazmayı planladıklarım bunlar değildi aslında. Apartmanımıza giren hırsızdan ve defalarca kilitlenmiş o çelik kapıyı nasıl da gramofon gibi katladığından bahsedecektim size. Ve birden önceliklerinizin değişmesinden,kendinizi ,ailenizi güvene almak için yapabileceklerimizi sorgulamamızdan. Evden her çıktığınızda bir yabancının sizin evinize sizden izinsiz girip,eşyalarınıza dokunma,karıştırma düşüncesinin verdiği huzursuzluktan. Ama son anda vazgeçtim . Dün yayınlamak istediğim postu da ancak bugüne yayınlıyorum. 
Eeeeee. Hani vazgeçmiştim. Yine de yazmışım. Bu post karmakarışık olmuş bence. Bu sefer böyle olsun. İdare edin siz beni. 

ISPANAKLI YEŞİL MERCİMEK SALATASI

MALZEMELER

200 gr körpe ıspanak
1 bardak yeşil mercimek
8 adet kuru kayısı
1 adet tanelenmiş nar
200 gr taze lor peyniri(tuzsuz)
8 yemek kaşığı sızma zeytinyağ
4 yemek kaşığı sirke
1 yemek kaşığı nar ekşisi
tuz,karabiber

Mercimeği hafif diri kalacak şekilde bol suda haşlayın ve süzün. Yıkanmış ve kurulanmış ıspanakları bir kaba alın. Mercimeği üzerine ekleyin. Kuru kayısıları küçük doğrayıp salataya ilave edin. Nar tanelerini gelişi güzel serpiştirin. Lor peynirini elinizle ufalayıp salataya gezdirin. Zeytinyağ,sirke,nar ekşisi,tuz ve karabiberi küçük bir kavanozda bir araya getirip iyice çalkalayın ve servis etmeden önce salataya ilave edin ve dikkatlice karıştırın. 
Afiyet olsun. 




İçindeki kayısı,lor peyniri ve nar taneleri ağızda hoş bir lezzet bırakıyor. Ispanak yerine roka ve marulla da denenebilir. Mercimeği bir gün önceden haşlayıp salatalarınızın içine ilave ederek besin değerini arttırabilir ve farklı lezzetler elde edebilirsiniz.  






Tarif: %100 Salata



26 Aralık 2012 Çarşamba

Çarçabuk


Bu haftalar yazılı haftalarımız.  Okulda ve evde sürekli ortada kağıtlar,kitaplar. Ya soru hazırlıyorum yada yazılı kağıtlarını okuyorum. Sonuçları merakla bekleyen ,sizi her gördüklerinde gözünüzün içine bakan öğrenciler. O yüzden ne bilgisayara nede mutfakta öyle uzuuuun soluklu yemekler yapmaya vaktim yok. Ama yine de dün en pratiğinden üç tarif yaptım. Sağlıklı beslenme çabaları hala devam ediyor. O nedenle katı yağ yok ve şeker minimum. Buna rağmen çok lezzetli oldular. Hemen ikisinin tarifini daha doğrusu nasıl yaptığımı anlatıp yazılılarıma geri dönmeliyim.

BARBUNYA SALATASI

MALZEMELER

1 kg barbunya
5 dilim jambon ( ben kullanmadım)
2 közlenmiş kırmızı biber
7-8 konserve mantar ( kullanmadım)
1 çay bardağı mısır
1/4 demet maydanoz
1/4 demet dereotu
1 çay bardağı iri kıyılmış ceviz
Ben ek olarak 5 büyük boy küpler halinde kesilmiş kornişon turşusu kullandım. 

SOSU İÇİN

1 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı mayonez
2 diş sarımsak
tuz,karabiber

Barbunyayı dişe gelecek şekilde haşlayın. Derin bir kasede iri doğranmış tüm malzemeleri koyun ve karıştırın. Sos için gerekli malzemeleri ayrı bir yerde karıştırın ve salatanın üzerine döküp dikkatli bir şekilde sosu her yere yedirin. Servis yapın.
Ben barbunyayı önceden haşlamıştım. O nedenle daha hızlı bir şekilde salatayı hazır edebildim. Bir de salata 1-2 saat dinlendikten sonra lezzeti daha güzel oldu. 
Mayonez miktarını azaltıp yoğurt miktarını aynı oranda arttırabilirsiniz. 
Afiyet olsun. 
Üç değişik şekilde fotoğrafladım. Önce çay fincanında...





Cam Kasede...




Ve cam bardakta...



İkinci tarif BAKLAVA YUFKASINDA ARMUTLU STRUDEL

MALZEMELER
8 yaprak baklava yufkası
80 gr tereyağ ( ben sıvıyağ kullandım)
4-5 armut ( 3 orta boy armut yeterli geldi)
1 çay bardağı iri kıyılmış fındık
1 çay bardağı kuru üzüm
1 çay bardağı kuru yaban mersini( kullanmadım)
3 yemek kaşığı toz şeker( 2 silme yemek kaşığı kullandım)
1 çay kaşığı tarçın
pudra şeker

Armutların kabuklarını soyup küpler halinde doğrayın. Kuru meyveleri ve fındıkla birlikte ,tarçın ve toz şekeri de ekleyip harmanlayın. Baklava yufkalarının arasına yağ sürüp üst üste dizin. En üstteki yufkanın üzerine armutlu karışımı yufkaların geniş kenarına yerleştirip rulo şeklinde dikkatlice sarın. Üzerine fırça ile bir miktar yağ sürüp yağlı kağıt serili fırın tepsisine alın ve 200 dereceye ayarlanmış fırında kızarıncaya kadar pişirin. Üzerine pudra şekeri serpip dilimleyerek servis yapın. 
Afiyet olsun. 





Tariflerin Orjinali: Lezzet


6 Aralık 2012 Perşembe

Favori Salatam



Bir süredir, önceki bir postum da bahsettiğim üzere akşam yemeklerinde daha çok salatalar tüketiyorum. Doyuyor muyum ? "Hayır" Aç mıyım ? " Eveeeeet" Yani sonuç; belki daha sağlıklı ama MUTSUZUUUUUUM . 
İnsan yerken mutlu olur mu? Ben oluyorum. Değişik tatlardan,güzel yemeklerden hoşlanıyorum. Bunları yerken de mutlu oluyorum. Çok şükür şu zamana kadar diyet yapma gibi bir ihtiyaç içine girmedi ama...İşte o ama dan sonrası. Tartının ibresi soğuk bir günde hiç tahmin etmediğim rakamlar üzerinde gezinince ben de şu meşhur Tibet rahipleri gibi beslenmeye başladım. Laf aramızda Şu Tibet rahipleri ağızlarının tadını hiç bilmiyorlarmış. İnsan şuncacık hem de yağsız tuzsuz yemekle nasıl doyar. Minyon olmalarının nedeni bu olabilir mi acaba?
Elin rahibi hakkında bu kadar dedikodu yaptıktan sonra gelelim favori salatamın tarifine. Farkındaysanız artık poğaça,pasta,kurabiye tarifi yerine salata tarifi veriyorum. Neyse aslında çok lezzetli ve yapımı da bir o kadar kolay bir salata. Eğer ben şu diyeti ( pardon sağlıklı beslenmeyi) bırakıp mutlu günlerime geri dönsem de bu salata hep favorilerimden biri olacak. 

PANCARLI BULGUR SALATASI

 2 adet pancarın üzerini aşacak kadar su koyup haşlayın. Kabuklarını soyun ve küp doğrayın. Derin bir kaba alıp üzerine bir su bardağı su ve yarım limon sıkın  yarım saat bekletin. Pancarları süzün ve suyunu biraz ısıtın.
Bir su bardağı bulguru derin bir kaba alıp üzerine ılık limonlu pancar suyunu ekleyin. Üzerini kapatın, bırakın 10 dk kendi kendine şişsin.

Taze nane, taze kişniş , taze maydanoz ve bir tutam reyhanı da ince ince doğrayın. İsterseniz biraz taze soğan da ekleyebilirsiniz ama böyle çok güzel oluyor,ben eklemiyorum. 6-7 adet kornişon turşuyu küçük küpler halinde kesin. Suyunu çeken bulgurun üzerine pancarları, turşuyu,tüm bu yeşilliği,tuz ve biraz limon suyunu ekleyip karıştırın.  
 Bakmayın benim salatamın böyle karmakarışık göründüğüne. (Annem daha doğru düzgün sunsaydın diye kızacak biliyorum ama "Affet anneciğim") Gün ışığı geçmeden iki arada bir derede acele ile çektim. Şimdi bakıyorum da "Şu örtüyü koysaymışım,bu tabağa alsaymışım,bu taraftan çekseymişim "diyorum. 
Ben bu salatayı daha çooook yaparım. Bir daha kine daha özenli çekerim söz. 

Afiyet olsun. 








Tarifin Orjinali: Aydan Üstkanat
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...