şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2013 Cumartesi

Atatürk Nerede?







ATATÜRK NEREDE?

Nerede miyim ben şimdi?
Geceler parlarken
Afrika dayım,Güney Amerika dayım,
Çin deyim
Kim korkusuzsa
Onun yüreğindeyim.

Nerede miyim ben şimdi?
Aydınlıktan daha derinde,
Gerçeği görmek için
Kim güneşe bakıyorsa
Onun gözlerindeyim. 

Nerede miyim ben şimdi?
Başlangıcında kocaman bir sonun.
Özgürlüğe doğru
Kim yürüyorsa
Ayaklarında onun...


Fazıl Hüsnü DAĞLARCA


2 Ağustos 2013 Cuma

William Shakespeare


"Bütün dünya bir sahnedir" demiş Shakespeare. Yaşantısındaki trajedi ve komedileri sadece sözleriyle değil şiirleriyle dile getirmiş. Aslında soneler onun içi dünyası gibi. Heyecanları,acıları,istekleri...
Birçok kitap bloğu olan arkadaşlarımla kıyaslandığında onlar kadar yoğun ve aralıksız kitap okuduğumu söyleyemem. Genelde yabancı yazarlar özellikle de dünya klasikleri ilk tercihim. Rus,İngiliz ve Fransız Edebiyatının klasiklerini bitirmeyi hedefliyorum ama daha çok yolum var. Klasikler bir derya sanki. Çeviri roman dediğim zaman da tabii ki yazar ama ikinci dikkat ettiğim şey de yayınevi veya çevirmendir. En klasik,bilinen romanda bile çeviriden çeviriye öylesine anlatım farkları ortaya çıkıyor ki. 
Neyse uzatmadan çeviri roman da ilk tercihim İş Bankası Yayınları Hasan Ali Yücel dir. Onda bulamazsam Yapı Kredi Yayınlarına bakarım. 
Bir Shakespeare hayranı olarak Sonelerini okumak istediğimde yine Hasan Ali Yücel çevirisi ile okudum. Kitabın içinde ayrıca sonelerin İngilizcesi de mevcut. 
Gelelim sonelerin özelliğine. İlk kez Rönesans İtalya sında başlamış. Shakespeare hayatının birçok gizli köşesini sonelerde açmış. Bilginler ve eleştirmenlerde geçmişten beri içindeki anlamları gizli noktaları araştırıp durmuşlar. 
Konusuna gelince . Yazdığı 154 sonenin 126 sı sarışın ve soylu bir genç erkeğe yazılmış aslında. Bunlar da sevginin anlatılma şekli yazarda eşcinsel bir eğilim olduğu düşüncesini ortaya çıkarmış ama bu sır olarak kalmış.Bu kişinin kimliği en çok merak edilenlerden ve araştırılan noktalardan biri olmuş. Gence karşı öyle büyük bir sevgi beslemiş ki tüm sonelerinde ondan bahseder,ihanetlerini affedermiş. İnişli çıkışlı bir ilişkiden sonra ayrılmışlar. 
127 den 152. soneye kadar yazar esmer bir kadınla yaşadığı acı tatlı hayatı anlatır ve  son sonelerde başka bir ozana yazılmış. Tabii bu kişiler de gizemini koruyor. Bazı soneler dil ve anlatım,üslup yoluyla incelendiğinde Shakespeare in yazmadığı düşünülse de tam bir sonuca ulaşılamamış. 
Kimi eleştirmenlere göre  Shakespeare tam olarak kendi hayatını yansıtmamış aslında sonelerinde. Tüm gizemi ve çeviri zorluğuna,içinde gizlenen kelime oyunlarına rağmen dilindeki sadelik ve estetik muhteşem bence. 
Geçen Tatlı Cuma postumda 1. soneyi paylaşmıştım sizinle. Bu hafta da sırayı bozmadan 2. sıradaki soneyi paylaşıyorum. 

Kırk yılın kışı,güzel alnını kuşattı mı,
Kapladı mı yüzünü derin çukurlar artık,
Gençliğinin kibirli,süslü giyim kuşamı
Beş para etmez olur,hırpani yırtık pırtık:
O zaman sorarlarsa güzelliğin nerdedir,
Dinç ve şen günlerin hazinesi ne oldu;
Dersen yuvalarına çökmüş şu gözlerdedir,
Bencillik utancıyla israfa övgüdür bu.
Kavuşur güzelliğin çılgınca alkışlara
"Benim güzel çocuğum beni kurtarır" dersen
"Ve yüzümü ağartır ben yaşlandıktan sonra,"
Güzelliğinin onda sürdüğünü göstersen.
        
O,sen yaşlandığında yeniler varlığını,
  Soğuktan donan kanın duyar ısındığını.




Ben bu Pazar ailemi görmek için Ankara ya gidiyorum. Ve size de mutlu bir haftasonu diliyorum. Gittiğiniz tüm yollar sizi de sevdiklerinize kavuştursun. 


Görsel: Pinterest
Kaynak: Hasan Ali Yücel Soneler







19 Mart 2013 Salı

Hepsi Birden


Yolunu şaşırmış bir yolcu gibi kış başında geliveren bahar günleri,ılık ve güneşli öğlenleriyle birlikte kanatları sarı benekli sığırcıkları da getirdi balkonuma, ince parmaklıkların üstüne konup araya kesik notaların karıştığı uzun ötüşlerle dem çekiyorlar.
Sonra aniden kaybolup gecenin bir vakti yeniden geri dönüyorlar,sislerin içinde yüzlercesi birden ötmeye başladığında bir fıskıyeden fışkıran cam bilyelerin birbirine çarpmasını andıran seslerle doluyor hava. 
Bazen susuyorlar,aralarından biri uzun bir şarkıya başlıyor,duruşları,nakaratları,helezonlar halinde birbirine dolanarak çoğalan notalarıyla insanın içinde sebepsiz sevinçler yaratan bir bahar konçertosuyla geceyi neşelendiriyor. 
 diye yazmış Ahmet Altan İçimizde Bir Yer kitabında. Yıllar önce okuduğum kitabı tekrar okumak istedim. Kitap içinizi ısıtan sıcacık öykülerle dolu. Kitabı okurken bir fincan sıcak elma çayı ile ılık bir kek okurken iyi gider diye düşündüm. Bu keki defalarca yaptım. Her seferinde de beğenilen ve ağza gelen incir peltesi ile hoş bir lezzet veren bir kek. 



İNCİRLİ KEK

MALZEMELER

3 su bardağı un
4 yumurta
12 adet incir
1 su bardağı su
1 su bardağı süt
4 çay kaşığı tarçın
125 gr tereyağ ( 50 gr kullandım)
2 su bardağı şeker ( 1 su bardağı kullandım)
1 su bardağı ceviz
1 paket kabartma tozu

İncirleri küçük parçalara kesip süt ve su ile birlikte bir tencereye alın. Kaynamaya başladığında ocağın altını kısıp tereyağını ekleyip,rondodan geçirin ve  muhallebi kıvamına getirin. Ocaktan alıp soğumaya bırakın. Fırını 180 dereceye ısıtın. 
Bu arada yumurta ve şekeri çırpın. Tarçını,unu ve kabartma tozunu ilave edin. En son cevizi ve incirli pelteyi ekleyip yavaşça ve havalandırarak birkaç kere karıştırıp,önceden yağlanmış kek kalıbına boşaltın. 40-45 dakika kadar pişirip soğuduktan sonra üzerine pudra şeker serpebilir veya çikolata rendeleyebilirsiniz. 

Yanına da mutlaka harika bir elma çayı. 
2 adet yeşil elmayı yıkayın ve 4 e  bölün. 1 adet limonu da 4 e bölün ve elmalar ile birlikte 3 litre suyun içine atın. Ardından 2 adet çubuk tarçın ve bir tatlı kaşığı tane karabiberi ilave edin. Tüm malzemeler iyice kaynadıktan sonra 1 tatlı kaşığı karanfil ekleyip 5 dakika daha kaynatın. Ocaktan aldığınız elma çayını 30 dakika dinlendirip süzün. ılık veya sıcak olarak içebilir tekrar ısıtabilirsiniz. 




Mumları severim. Evin her yerinde küçük,büyük mutlaka mumlarım vardır. Fotoğraftakilerin içindeki mumu bitince dışındaki camı yine aynı amaçla kullanmak için sulandırılmış beyaz tutkalı bir fırça yardımı ile istediğim yerine sürüp kurumadan üzerine bol toz sim serptim. Simli kısmı sprey vernikle vernikleyince simlerde sabitlenmiş oldu. 








Kek tarifinin orjinali: Yap+Ye=Mutlu Ol






13 Şubat 2013 Çarşamba

Aşk Nedir?


Birkaç gündür ara ara mutfakta fazla mesaiye kalıp farklı bir şeyler yapmak istedim. Sevgililer günü öncesinde sizlerle paylaşabilmek için .  Ama pek düzgün olmadılar gibi. Arada zayiatlar ve kazalar olmadı değil. Yapmaya yapmaya unutmuşum sanırım. Senin diyet ne oldu? diye soranlar olabilir. Cupcake den sadece 1 taneyi eşimle yarım yarım paylaştık, Tartın çay tabağı büyüklüğünde olanınından kendimize tadımlık yapmıştım, kurabiyeler zaten diyet. Yapılanların geri kalanı misafirlere ve komşulara ikram edilmek üzere dolaba kaldırıldı. 

PORTAKALLI VE ÇİKOLATALI MUFFİN

Parantez içindekiler benim kullandığım malzemeler
2+3/4 su bardağı un ( tam buğday kullandım.)
1,5 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 su bardağı toz şeker ( 1/2 su bardağı toz şeker yeterli geldi)
2 tatlı kaşığı rende portakal kabuğu
3/4 su bardağı damla çikolata ( 1/2 su bardağı kullandım)
1 su bardağı krema ( 1 su bardağı yoğurt ve süt karışımı kullandım)
60 gr eritilmiş margarin ( 45 gr sıvıyağ kullandım)
2 yumurta
2 yemek kaşığı portakal suyu

Bir kapta krema,yağ,yumurta ve portakal suyunu çırpın. Un,kabartma tozu,şeker,portakal kabuğu,ve çikolatayı ekleyip karıştırın. Muffin kalıplarına dökün ve 180 dereceye ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişirin. 

Üzerine labne peyniri yada krema yada çikolatalı şanti ile krema yapabilirsiniz. Ben Mascarpone peynirini bir miktar süt ile çırptım. Krema sıkma pompası ile soğumuş muffinlerin üzerine sıktım. 




Tartlar bol ve soğuk tereyağlar ile yapıldığı için ben farklı bir tarifle tart hamuru yaptım. Eğer tart hamuruna sıvıyağ kullanırsam pogaça gibi yumuşak olacak. Onu da ben istemedim. Kullandığım hamur benim tabii yine eskiden sevdiğim bir kurabiye hamuru idi. Burada tart hamuru oldu. Ama güzel de oldu bence. Kıtır ve ağızda dağılan hoş bir tadı var. 

ÇİKOLATALI TART
Size tarifin orjinalini, parantez içinde de kendi kullandığım ölçüleri vereceğim. 

150 gr oda ısısında tereyağ ( 80 gr sıvıyağ+ 50 gr tereyağ kullandım)
100 gr toz şeker ( 50 gr kullandım)
170 gr un ( ben tam buğday kullandım)
1/4 çay kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı limon kabuğu rendesi
1/2 çay kaşığı vanilya

Tereyağ ve şekeri bir kapta çırpın. Un,tuz,limon kabuğu rendesi ve vanilyayı ekleyin ve karıştırın. Hamuru streç filme sarıp dolapta 1 saat dinlendirin. Hafif unlanmış zemin üzerinde hamuru açarak yağlanmış tart kalıbının içine parmaklarınız ile bastırarak yerleştirin. 
( Bu aslında bir kurabiye hamuru dediğim gibi. Bu aşamada tart yerine yarım santim kalınlığında açarak kurabiye kalıpları ile keserek üzerine yumurta akı sürüp tarçın ve tozşeker serperek fırında pişirebilirsiniz. ) 
Hamura kabarmaması için çatalla delikler açtıktan sonra 160 derecede ısıtılmış fırında 10 dakika kadar pişirin. 
Ben üzerine 120 gr bitter çikolata,1 çay bardağı sütü bir kapta kısık ateşte çikolata eriyene kadar karıştırarak ısıttım ve çikolata tamamen eriyip pürüzsüz bir hale gelince ateşi kapatıp,biraz soğuması için beklettikten sonra soğuyan tart hamurunun üzerine döktüm. Siz çok farklı şeylerle dolgu malzemesi yapabilirsiniz. Üzerini yenilebilir toz sim ve şeker boncukları ile süsledim. 






Bu kadar yorgunluğun üstüne bir fincan kahve iyi gider dedim . 





İşte bunu gönül rahatlığı ile yiyebilirim. Şeker yok,yağ yok,un yok.

MUZLU MÜSLİ KURABİYE

60 gr kepek unu ( ben tam buğday kullandım)
110 gr yulaf ezmesi
1 çay kaşığı karbonat
2 adet muz
3 yemek kaşığı bal ( 2 yemek kaşığı kullandım)
100 gr müsli ( tam bugdaylı mısır gevreği kullandım)
40 gr iri çekilmiş ceviz,badem... 

Muzu ezip bala karıştırın. Yulaf,un ve karbonatı ekleyin,Daha sonra müsliyi ekleyip karıştırın. En son kuruyemişide ekleyin ve son kez karıştırın. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp elinizde yuvarlayın ve fırın tepsisine koyarak üzerinden bastırın. Ben ızgara köfte gibi biraz ince yapıyorum. Önceden 155 dereceye ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin. lk çıktıklarında yumuşak oluyorlar ama sonra sertleşiyorlar. Ağızda dağılan bir kurabiye beklemeyin. Ama lezzetli,hafif ve sağlıklı bir atıştırmalık. 







................................
...................................
......................................
........................................
çocuklara "Aşk nedir" diye sormuşlar. Söyle demiş afacanlardan biri:


"Anneannem sırtından hasta olmuştu. Eğilemediği için ayaklarına oje süremiyordu. Dedem devamlı elleri titremesine rağmen ananemin ayaklarına oje sürüyordu. Bence aşk budur."

Can Dündar (Şiir Gibi Yazılar)





Sevgililer gününüz kutlu olsun. 







21 Aralık 2012 Cuma

Önce Sağlık Olsun




İster akşam yemeğinde buluşmuş çekirdek ailenin üyesi olalım,ister evimize defalarca gelmiş dostlarımızı ağırlayalım hazırladığımız lezzetli yemekleri sunduğumuz masa misafirlerimizin göz zevkine hitap etmezse bütün emeklerimiz boşa gitmiş sayarız kendimizi

Günlük hayatta oradan oraya koşturup en azından akşamları tüm aile bir sofrada buluşabiliyorsak şanslıyız aslında. Yediğimiz  yemekte tek başımıza da olsak, yada sadece aile arasında günlük bir yemek de yesek küçük bir çiçekle süslenmiş, göze hitap eden, güzel bir sofrada yenen yemeğin vereceği keyif apayrıdır. 

Her zaman böyle bir sofra hazırlamaya vakit yada enerji bulamasam da çoğunlukla dikkat etmeye çalışıyorum. Masaya gelişi güzel konmuş yemekler,çatal yada kaşıklar,tabaklar sanki bir an önce bitirilmesi gereken zorunlu bir ritüel gibi. Yediğim yemekten de keyif alamıyorum o zaman. 

Ben de fikir almak için Pinterest den bulduğum birkaç masa düzenlemesini sizlerle paylaşmak istedim.

İşte size birkaç guzel sofra örneği









































.......
Yemegin ne olursa olsun, masanda illaki kumas örtü olsun..
Saklama tabaklari, bardaklari misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada!
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele degil,
vazife yapar gibi hiç degil,
söyle keyife keyif katar gibi,
lezzete lezzet katar gibi, eksik biraktiklarini
tamamlar gibi tadina var aksaminin..
Gece evinde, dostlarin olsun
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..
arkadasim, hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illaki saglik olsun!


CAN YUCEL



Bu haftasonu sofranızdan dostlarınız ve sevdikleriniz hiç eksik olmasın. 
Mutlu Haftasonları...





Görseller: Pinterest

9 Kasım 2012 Cuma

Yorumsuz

Bugün haftasonu dilekleri yok maalesef. İçimden yazmak gelmiyor. Yarın Atatürk ün ölüm yıldönümü ve ben en sevdiğim şiiri paylaşmak istedim. Bence yoruma gerek kalmıyor zaten. 


YIKIN HEYKELLERİMİ





Ey milletim 

Ben Mustafa Kemal'im 
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim 
Hala en hakiki mürşit değilse ilim 
Kurusun damağım dilim 
Özür dilerim 

Unutun tüm dediklerimi 
Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

Özgürlük hala 
En yüce değer 
Değilse eğer 
Prangalı kalsın diyorsanız köleler 

Unutun tüm dediklerimi 
Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı 
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı 
Baş tacı edebiliyorsanız 
Sanatın içine tüküren adamı 

Unutun tüm dediklerimi 
Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

Yetmediyse acısı şiddetin savaşın 
Anlamı kalmadıysa 
Yurtta sulh dünyada barışın 
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın 

Unutun tüm dediklerimi 
Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

Özlediyseniz fesi peçeyi 
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi 
Hala medet umuyorsanız 
Şıhtan şeyhten dervişten 
Şifa buluyorsanız 
Muskadan üfürükçüden 

Unutun tüm dediklerimi 
Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek 
Karaçarşafa girsin diyorsanız 
Yobazin gazabından ürkerek 
Diyorsanız ki okumasın 
Kadınımız kızımız 
Budur bizim alın yazımız 

Unutun tüm dediklerimi 
Yıkın diktiğiniz heykellerimi 

Fazla geldiyse size 
Hürriyet cumhuriyet 
Özlemini çekiyorsanız 
Saltanatın sultanın 
Hala önemini anlayamadıysanız 
Millet olmanın 
Kul olun 
Ümmet kalın 
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın 
Unutun tüm dediklerimi 
Yıkın diktiğiniz heykellerimi 
RAHAT BIRAKIN BENİ

Süleyman Apaydın























14 Eylül 2012 Cuma

Tatlı Cuma



Herşey Sende Gizli


Yerin seni çektiği kadar ağırsın 
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. 
Kalbinin attığı kadar canlısın 
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... 
Sevdiklerin kadar iyisin 
Nefret ettiklerin kadar kötü.. 
Ne renk olursa olsun kaşın gözün 
Karşındakinin gördüğüdür rengin.. 
Yaşadıklarını kar sayma: 
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; 

Ne kadar yaşarsan yaşa, 
Sevdiğin kadardır ömrün.. 
Gülebildiğin kadar mutlusun 
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin 
Sakın bitti sanma her şeyi, 

Sevdiğin kadar sevileceksin. 
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer 
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın 
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer 
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. 
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret 
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın 
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın 
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. 
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın 
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. 
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. 

İşte budur hayat! 
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın 
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün 
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun 
Çiçek sulandığı kadar güzeldir 
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli 
Bebek ağladığı kadar bebektir 
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, 
Sevdiğin kadar sevilirsin...

CAN YÜCEL





Herkese renkli ve keyifli bir haftasonu diliyorum. 


Görsel:inspirational-images.

24 Mayıs 2012 Perşembe

......................


Bu şiir için başlık atmıyorum,atamıyorum. Ne yazsam basit kalacak.   


Bilmelisin ki… Bilmelisin ki …
Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.

Bilmelisin ki …
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,
anlam yükü o kadar azalır.

Bilmelisin ki …
Karsındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında
çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Bilmelisin ki …
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Bilmelisin ki …
Tecrübenin kaç yasgünü partisi yaşadığınızla ilgisi
yok,
ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Bilmelisin ki …
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi,sevgi ve güven
öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil

Bilmelisin ki …
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da
ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.

Bilmelisin ki …
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Bilmelisin ki …
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin
için dönmesini durdurmuyor.

Bilmelisin ki …
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz

Bilmelisin ki …
İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini
sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri
anlamına gelmez.

Bilmelisin ki …
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Bilmelisin ki …
sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar
sürüyor.

Can YÜCEL



Görsel:sweetmontana

19 Mayıs 2012 Cumartesi

" Bir Dost"



Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...
 "Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
"Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları,
...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş...
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş...
* * *

Böyle bir dostum var benim.
Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız riyasız dertleşebildiğim.




Can DÜNDAR ın "Bir Dost" isimli yazısından alıntıdır. 
Görsel:tinywhitedaisies 






12 Mayıs 2012 Cumartesi

Anladım


ANLADIM


Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

Can YÜCEL



Görsel:Sweetmontana


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...