5 Nisan 2013 Cuma

Heeeeeyy! Tatlı Cumaaaa



Yaşasın. Bugün Tatlı Cuma. Haftasonu kendimi dışarı atasım,ayaklarım şişene dek gezesim, bol bol güneşlenesim, Güzel bir kahve ve yanına bir dilim pasta yiyesim, sabahları uyuyasım, diyeti bırakasım,bahçeyle uğraşasım, kelebek misali çiçekleri dolaşasım var. 
Size de gönlünüzce geçireceğiniz , muussmutlu bir haftasonu diliyorum. 





Görsel: sweetmontana

4 Nisan 2013 Perşembe

Merhaba Bahar


Türkiye İstatistik Kurumu ilginç bir istatistik yayınlamış yine. Bu istatistiğe göre milletçe mutlu çıkmışız. Sonuçlara baktığımızda yaklaşık yüzde 62 mizin borcu veya taksiti var. Yüzde 80 imiz eskimiş ve yıpranmış mobilyalarımızı değiştiremiyoruz. Yüzde 86 mız bir haftalık tatil parasını toplayamıyor. Yüzde 60 ımız iki günde bir et veya tavuk yiyemiyor. Olsun. Yine de mutluyuz işte. 
Eskiden beri hep idareli yaşayan insanlar olmadık mı? Salon takımlarını ancak misafirler gelince görürdük çoğumuz. Güzelce temizlenir,danteller serilir,perdeler düzeltilir,kırlentler kabartılır ve bir daha ki misafire kadar kapısı kapanırdı. Eskiden öyle oteller,tatiller,turlar falan yoktu. İsteyen de yoktu. Yazın çok bunaldık mı günü birlik denize götürürlerdi bizi. Her yeni sezonda dolap yenileyen ,giyecek hiçbirşeyim yok diyen birileri de olmadık hiçbir zaman. Eve et alındı mı evin hanımı tarafından yemeklik ayrılır,birkaç yemekte kullanılırdı. Bayramlarda sadece çocuklara yeni kıyafetler alınır,anne baba kendilerini başka bayrama bırakırlardı. Biraz durumdan bunalacak olsak hemen büyükler tarafından bizden daha kötüyü düşünüp şükretmeyi öğrenmedik mi?Etle,tatille,kıyafetle,koltukla mutlu olan bir millet olmadık biz. O nedenle sonuçlara şaşırmamak lazım. Mutluyuz işte. 
Bugün işe gitmek için kalktığımda camdan şöyle bir uzanıp baktım ve balık sürüsünü yakalamaya çalışan yunusları gördüm. Öylesine güzellerdi ki. Onlar her suyun üstüne çıkışlarında sevinçle bir sonra ki hamlelerini bekledim. Dans eder gibiydiler sanki. Zor ayrıldım camın önünden. Güne bu sayede keyifli başladım. Akşam üstü işten çıkarken bir de güneş açtığını görünce içim mutlulukla doldu. Eve gelene dek yol boyunca balkonu düzenlemek için planlar yapmaya başladım. 
"Şunu boyasam,bunu assam,onu içeri alırım yer açılır. "
"Masayı böyle mi çevirsem ,üzerine de renkli bir örtü." "Sardunyalarım da açmaya başladılar. Gidince saksılarımı balkonun dışına assam hava soğur mu acaba? Üşümesinler. " 
" Evde yemek yok ne yapsam acaba? ????????" 
"Olsun yaparım birşeyler :))"
Kendi kendime konuşarak onca yol geçivermiş. Sizce eve gelince önce hangisini yaptım? 
a) Acil kısmından yemek yaptım
b) Çiçeklerimi alıp balkona astım


İnternetten bulduğum balkon düzenlemelerini de sizlerle paylaşmadan edemedim. Büyük-küçük,geniş-dar. Hepsi için birşeyler var. Balkona eşya ne koyarsanız koyun çiçeklerle daha bir güzel oluyor. 





















Bir mangal sever olarak bu fikre bayıldım. 




Sorunun Cevabı: Tabii ki b şıkkı. Çiçeklerimi alıp dışarı astım. 




Görseller: Pinterest



2 Nisan 2013 Salı

Kalabalık Sofralar


Ne çok severiz milletçe misafir ağırlamayı, yedirip, içirmeyi. Ne kadar kalabalık olursa soframız, o kadar bereketli olur bize göre yemekler. Gelenler mutlaka yemeğe kalacak hiç şansı yok. "Tanrı misafiri" deriz, habersizce çıkagelen misafirimize. O gün ne varsa bir tabakta onun için konur sofraya. Hele bayramlar da herkes maaile bir arada. Yenilir içilir. Hiç şikayet edilmez. Her sofra her yemek detaylıca hazırlanır,özenilir. Neyle ne çıkacak planlanır. 
Kalabalık bir sülale bizimkisi. Annemler yedi kardeş,babamlar beş. Bayramlarda hepimiz rahmetli dedemlerde. Teyzeler,dayılar,kuzenler,yeğenler. Evin altı üstüne gelirdi. Sürekli bir hareket ve gürültü.  Herkes başka başka yerlerde hayat kurmuş kendine. Bir tek bayramlar var biraraya gelebildiğimiz. Çocuğuz daha o zaman. Nasıl mutluyuz. İki katlı bir Rum eviydi anneannemlerin evi. Aynı sokakta da dayım ve teyzemin evleri vardı. Biz kuzenler o evde bir aşağıya bir yukarıya koşturuyoruz. Bir bakmışız sokakta oynuyor ,bir bakmışız dayımların bahçesinde çiçek kokluyor yada teyzemlerde tavuk kovalıyoruz. Biz neşe ile koşuştururken bir kere olsun yemek ile ilgili sıkıntı yaptıklarını hissetmedim kimsenin. Halbuki ev gerçekten çok kalabalık. Fırınlar yanıyor,çorbalar,etler,pilavlar pişiyor. Kimse de yorgunluk,bıkkınlık namına eser yok. Herkes mutlu. O zamanlar yediğim yemeklerin tadı da şimdi hiçbir şeyde yok. O zamanki imkanlarla pişirilen lezzetleri şimdi ki son teknoloji aletlerin yardımı ve malzeme çeşitliliği ile yakalayamıyorum. 
Hergün kendine yemek yapmak başka şey,bir misafirin geleceği zaman yapmak başka. Daha bir hevesle ve özenerek yapıyorum o zaman. Mutfakta geçirdiğim saatler benim için çok keyiflidir. Bir de o hazırladıklarımı misafirlerime sunmak...Beğenilirse işte o zaman tüm yorgunluğa değer.  Ama eğer gelecek olan misafir oldukça seçici ve hiçbirşeyi kolay kolay beğenmeyen biri ise. İşte o zaman benim için yelkenler suya iner. Hiçbir yaptığım olmaz sanki. Herşey ters gider.
Laf aramızda zaman zaman çok zor bir misafir ağırlarım ben. Onu yemez,bunu yemez,herşeye burun kıvırır. Bunun tuzu biraz az mı olmuş?,şunu ilk kez mi yapmışım?,o biraz daha az pişseymiş. Masada ki herkes mutludur ama o değil. Herkes eline sağlık der,bir tabak daha ister ama o hiçbirşey söylemez. İşte o zaman tüm yorgunluğum kat be kat artar. Her seferinde de yok derim ben 100 kişiye yemek yapayım daha iyi. Bu strese can dayanmaz. 

Bu kek benim en son favorilerimden. İçindekileri kimse anlayamıyor. İçi hafif nemli ve çok hafif. Hani şu bir iki post önce verdiğim İncirli Kek tarifi vardı ya. İçi incir pelteli,nefis bir kek. Hah işte o . İşte bu kek var ya o keki döver. 

KAYISILI VE LOR PEYNİRLİ KEK

MALZEMELER

125 gr tereyağ ( 90 gr zeytinyağ kullandım)
1 su bardağı toz şeker( 1/2 su bardağı kullandım) Şekeri hafif ve yeterli geldi bize ama siz çok şekerli seviyorsanız orjinal tarifi kullanın. 
3 yumurta
3 su bardağı un 
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya ( ben bir çay kaşığı kadar vanilya özütü kullandım)
1 çay bardağı suda bekletilmiş 4 adet kayısı
1 su bardağı fındık( iri çekilmiş)
1 su bardağı tuzsuz lor veya labne ( ben lor kullandım)

Fırını 180 dereceye ısıtın. Şeker ve yumurtayı köpük köpük olana dek çırpın. İçine yağı ekleyin ve tekrar çırpın. Un,kabartma tozu ve vanilyayı ekleyin. Kayısıları sudan alın ve küçük küçük doğrayın. Kayısıları içinde beklettiğiniz suyu da karışıma ekleyin. Fındığın yarısını ve lor peynirini karışıma ekleyin ve tahta kaşıkla karıştırın. Hamuru kek kalıbına döküp kalan fındığı üzerine serpin. 40 dakika pişirin. 













Tarifin orjinali: Net 425 gr






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...